Çin, Amerika Birleşik Devletleri, Rusya… Afrika Jeopolitik Rekabetlerin Kavşağında Her Zamankinden Daha Fazla | ANALİZ
- Alioune Aboutalib Lô

- 2 gün önce
- 5 dakikada okunur

Dünyanın her bölgesinde siyasal çıkarlar on yıllar boyunca giderek artmıştır. Tarihsel dönemlere ve doktrinel dönüşümlere bağlı olarak biçimleri değişse de, bu çıkarların temel motivasyonları büyük ölçüde sabit kalmaktadır. Bunların başında, insanlığın doğasında var olduğu düşünülen ve bazı devletlerin davranışlarında hâlen açıkça görülen hâkimiyet içgüdüsü, yani animus dominandi gelmektedir.
Bugün Afrika, bu siyasal çıkarların ağırlık merkezine dönüşmüş durumdadır. Jeopolitik rekabetleri besleyen stratejik kaynaklara sahip olması ve hâlen inşa sürecinde olan bir kıtanın ekonomik büyümesiyle şekillenmesi nedeniyle Afrika, hem kaynaklarına hem de gelecekteki potansiyeline ilgi duyan güçler arasında giderek artan ölçüde bir mücadele alanı hâline gelmektedir. Bu makale, Afrikalıların refahını her zaman önceliklendirmeyen aktörler karşısında, kıta üzerinde hâlihazırda gelişmekte olan çelişkili jeopolitik dinamikleri analiz etmektedir.
Afrika Neden Bu Kadar Yoğun İlgi Görmektedir?
Afrika’ya yönelik dış ilgi yeni bir olgu değildir. Transatlantik köle ticareti ve sömürgecilik, Wallerstein’dan ödünç alınan bir ifadeyle, Afrika’ya zaten “çevresel” bir rol biçmiş; kıtanın dünya için emek ve hammadde sağlayıcısı olmasını öngörmüştür. Yüzyıllar boyunca sömürü biçimleri, bağımsızlık hareketleri ve teknolojik ilerlemelerle birlikte evrilmiş olsa da, temel ilkeler ve çıkarlar büyük ölçüde değişmeden kalmıştır.
Günümüzde büyük güçlerin Afrika’ya artan ilgisini açıklamaya devam eden üç temel faktör bulunmaktadır:

Enerji ve Teknolojik Dönüşüm İçin Kritik Doğal Kaynaklar
Kıta, karbonsuzlaşma ve yüksek teknoloji endüstrileri için hayati öneme sahip mineraller açısından son derece zengindir: küresel stratejik mineral rezervlerinin yüzde 30’una sahiptir; küresel kobalt üretiminin yüzde 60’ı, ağırlıklı olarak Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nden gelmektedir. Afrika aynı zamanda platin, krom, elmas ve manganez üretiminde dünya lideridir. Buna ek olarak lityum (Zimbabve, Namibya, Mali, Nijerya), bakır (DKC, Zambiya), nadir toprak elementleri (Güney Afrika, Burundi) ve grafit (Mozambik, Tanzanya) açısından da önemli rezervlere sahiptir. Bu mineraller, bataryalar, rüzgâr enerjisi, güneş enerjisi ve elektronik için vazgeçilmez olan, 21. yüzyılın “siyah altını” hâline gelmiştir.
Demografik Patlama ve Geleceğin Pazarı
Afrika nüfusunun 2050 yılında 2,5 milyara (küresel nüfusun yüzde 25’i) ve 2100 yılında yaklaşık 4 milyara ulaşması beklenmektedir. Dünya genelinde nüfus yaşlanırken, çalışma çağındaki nüfusun anlamlı biçimde artmaya devam edeceği tek kıta Afrika’dır. Bu durum Afrika’yı benzersiz bir pazar, işgücü kaynağı ve gelecekteki büyümenin rezervi hâline getirmektedir.
Güçlenen Jeostratejik Konum
Afrika, Babülmendep’ten Gine Körfezi’ne, Ümit Burnu ve Atlas Okyanusu üzerinden geçen başlıca deniz ticaret yollarının neredeyse tamamının merkezinde yer alarak küresel ticaret açısından kilit bir konumunu korumaktadır. Bu durum kıtaya, küresel ticaret akışlarının güvenliği bakımından olağanüstü bir jeostratejik önem kazandırmaktadır.
Afrika’daki Jeopolitik Karşılaşmalar
Bu özellikler Afrika’yı son derece arzu edilen bir kıta hâline getirmiştir. Bununla birlikte, hâlen kırılgan olan özgürleşme ve egemenlik arayışı; rekabetleri giderek kıtayı bir çatışma sahnesine, kimi zaman da doğrudan çatışmalara dönüştüren “iştahlı” uluslararası ortaklarla karşı karşıya kalmaktadır.
Amerika Birleşik Devletleri – Çin: Stratejik Mineraller
Stratejik mineraller, büyük güçler arasındaki rekabetin merkezinde yer almaktadır. Kritik mineraller ve nadir toprak elementleri etrafında, henüz büyük ölçüde soğuk seyreden bir rekabet Washington ile Pekin arasında başlamış durumdadır. Küresel ticaretin karmaşık karşılıklı bağımlılığı, stratejik ihracat üzerindeki denetimin doğrudan güç anlamına gelmesini sağlamaktadır.
Çin hâlihazırda küresel nadir toprak üretiminin yaklaşık yüzde 70’ini kontrol etmekte olup, Amerikan şirketleri bu üretime büyük ölçüde bağımlıdır. Bu durum, dünyaya belirgin biçimde “iş odaklı” bir perspektiften bakan Donald Trump’ın, Çin’in bu avantajını ortadan kaldırma ve ABD’nin bağımlılığını azaltma konusundaki ısrarını açıklamaktadır.
Bu bağlamda, ABD’nin Nijerya’ya yönelik sözde “Hristiyan soykırımı” suçlamaları ile Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Ruanda arasındaki barış görüşmelerinde Washington’un proaktif rolü, Çin’in ekonomik yörüngesine dâhil olmuş mineral zengini ülkeler üzerindeki Amerikan nüfuzunu güçlendirme girişimleri olarak görünmektedir. Benzer şekilde, Afrika Büyüme ve Fırsat Yasası’nın (AGOA) Eylül ayından bu yana askıda kalan yeniden müzakere süreci de, Washington’un bu düzenlemeyi imzacı ülkelerdeki stratejik minerallere erişim için bir kaldıraç olarak kullanma niyetini yansıtmaktadır.

Fransa – Rusya: Nüfuz ve Kaynaklar
Sahel bölgesinde Fransa fiilen Rusya tarafından yerinden edilmiştir. Serval’den Barkhane’ye kadar uzanan Fransız askerî operasyonları, özellikle Mali’yi 15 yılı aşkın süredir etkileyen terör tehdidini bertaraf edememiştir. Zaman içinde Paris, cazibesini, meşruiyetini, güvenilirliğini ve nüfuzunu yitirmiş; bunun sonucu olarak Rusya güç kazanmıştır. Fransa, bu durumu Frankofon Afrika genelinde körüklenen anti-Fransız duyguların arkasında Moskova’nın olduğu iddiasıyla açıklamaktadır.
Rus kamu diplomasisinin stratejik iletişim ile propagandayı harmanladığı ve çoğu zaman eşgüdümlü sosyal medya ağlarına dayandığı doğru olmakla birlikte, Fransa’nın meşruiyet kaybının temel nedenleri esasen kendi Afrika politikasında yatmaktadır. Bu politika, sömürge mirası ve emperyal reflekslerle tam anlamıyla hesaplaşmakta zorlanmıştır.
Sahel’den çekilmesinin ardından Fransa, Rusya ile neredeyse bir bilgi savaşına girmiştir. İki yıl önce Cumhurbaşkanı Macron, Fransız büyükelçilerini sosyal medyada daha saldırgan olmaya çağırmıştır. Ağustos 2025’te ise Fransa Dışişleri Bakanlığı, anti-Fransız olarak algılanan ya da dezenformasyon olarak nitelendirilen anlatılara karşı koymayı amaçlayan ve muhtemelen Rus dijital vekillerinden kaynaklandığı düşünülen içeriklere yanıt vermek üzere bir X hesabı (@FrenchResponse) başlatmıştır.
Rusya ise propaganda faaliyetlerini gizlememekte ve çoğu zaman başkalarını suçladığı eylemleri bizzat gerçekleştirmekle itham edilmektedir. Bununla birlikte Paris ile Moskova arasındaki gerilim yalnızca nüfuz mücadelesiyle sınırlı değildir. Sahel’de Rusya bağlantılı grupların kaynak sömürüsü de bu gerilimin önemli bir boyutunu oluşturmaktadır. Nijer hükümetinin, daha önce Fransız Orano grubu tarafından işletilen uranyumu millîleştirmesi bu tansiyona yeni bir katman eklemiştir.
Rusya – Ukrayna: Taşan Bir Savaş
Afrika’nın arzu edilen kaynaklarının ötesinde, Avrupa’da yaşanan bir çatışma Afrika topraklarına taşmaya başlamıştır: Rusya–Ukrayna savaşı. Rusya’nın 2022’de Ukrayna’yı işgal etmesinden bu yana, çatışma Doğu Avrupa ile sınırlı kalmamıştır.
Temmuz 2024’te Mali’nin Tinzaouaten kentinde gerçekleşen bir terör saldırısında 84 kişi hayatını kaybetmiştir. 29 Temmuz 2024’te Ukrayna askerî istihbaratının (GUR) sözcüsü Andriy Yusov, Rus güçleri ve Wagner’e karşı koymak amacıyla saldırıyı gerçekleştiren isyancılara “gerekli bilgilerin” Ukrayna tarafından sağlandığını kamuoyuna açıklamıştır. Ukrayna’nın Senegal Büyükelçisi ve aynı zamanda Mali nezdinde akredite olan Yurii Pyvovarov da istihbarat paylaşımı yoluyla operasyona destek verildiğini teyit etmiştir.
Daha sonra, 7 Kasım 2025’te Rusya’nın “gölge filosuna” ait olduğu düşünülen Mersin adlı bir gemi, Dakar Limanı’nda dört patlamaya maruz kalmıştır. Hiçbir Ukraynalı yetkili sorumluluğu resmen üstlenmemiş olsa da, pek çok gözlemci Kiev’in dahline işaret etmektedir. Bu olaylar, Avrupa içi bir çatışmanın coğrafi olarak Afrika’ya taşındığını ve kıtanın, özünde kendisini ilgilendirmeyen jeopolitik rekabetlerin içine çekildiğini doğrulamaktadır.

Sonuç
Özetle Afrika, jeopolitik çıkarların ve rekabetlerin her zamankinden daha fazla kesiştiği bir kavşak hâline gelmiştir. Kıtanın muazzam kaynakları, jeostratejik konumuyla birleşerek onun jeopolitik önemini doğal olarak artırmaktadır.
Bugün Afrika, siyasal bilince sahip ve giderek daha talepkâr bir genç nüfusun kalkınma beklentilerine yanıt vermek zorunda kalırken; aynı zamanda yeniden canlanan emperyalizmin ve kıtayı sarsan jeopolitik rekabetlerin sonuçlarından kendisini koruyabilecek akıllı ve stratejik bir politika inşa etmek durumundadır.
Afrika, küresel jeopolitiğin ağırlık merkezi hâline gelmiştir. Kritik mineraller, nüfuz mücadeleleri ve dezenformasyon arasında kıta, kendi coğrafyasına taşınmış rekabetlerin tüm yükünü taşımakta ve güç mücadelelerinin odak noktasına dönüşmektedir.
Kaynak
Brautigam, D. (2009). The dragon’s gift: The real story of China in Africa. Oxford University Press.
Sénégal : Dakar convoque et rappelle à l’ambassadeur ukrainien ses obligations de retenue et de non-ingérence. (s. d.). Consulté 13 décembre 2025, à l’adresse https://www.aa.com.tr/fr/afrique/sénégal-dakar-convoque-et-rappelle-à-l-ambassadeur-ukrainien-ses-obligations-de-retenue-et-de-non-ingérence/3294598
Hilson, G. (2012). Mining, development and Africa’s political economy. Journal of Modern African Studies, 50(2), 197–214. https://doi.org/10.1017/S0022278X12000048
International Crisis Group. (2022). Russia’s Africa strategy. ICG.
International Energy Agency. (2021). The role of critical minerals in clean energy transitions. IEA.
Institut français des relations internationales. (2023). La Russie en Afrique : ambitions et limites. IFRI.
Is Russia’s war against Ukraine spilling over into Africa? (s. d.). ISS Africa. Consulté 13 décembre 2025, à l’adresse https://issafrica.org/iss-today/is-russia-s-war-against-ukraine-spilling-over-into-africa
World Bank. (2020). Minerals for climate action: The mineral intensity of the clean energy transition. World Bank Group.



Yorumlar