top of page

Kenya Çölüne Doğan Eğitim Güneşi

  • Recep KOÇAK
  • 2 saat önce
  • 4 dakikada okunur

 Bir adam güneşin doğuşunu izlemek üzere erkenden kalkıp kasabanın sahiline gitmiş. Görmüş ki, kendisinden önce gelmiş bir adam sahilde telaşla bir şeyler toplayıp denize atıyor. Biraz yaklaşınca o kişinin sahile vurmuş deniz yıldızlarını toplayıp suyla buluşturduğunu anlamış ama yine de, “Ne yapıyorsunuz?” diye sormuş.

 

Erken gelen adam “Deniz yıldızlarını suyla buluşturuyorum” demiş. Yeni gelen adam hayretle, ”Neden bunu yapıyorsunuz ki?” diye sorunca, topladığı deniz yıldızlarını hızla denize atmaya devam eden erkenci adam, “Yaşamaları için” karşılığını vermiş.

 

Yeni gelen adam şaşkınlıkla, “İyi ama sahilde sayısını bilemeyeceğimiz kadar deniz yıldızı var ve siz tek başınızasınız. Sizin bu çabanız neyi değiştirecek ki?” demiş.

 

Yerden bir deniz yıldızı daha alıp suya atan adam dönüp yeni gelen adama bakmış ve şöyle demiş; “Bak, şimdi onun için çok şey değişti!”

 

 


2015 yılında kurban görevlisi olarak Deniz Feneri Derneği’nin kurban kesimlerine nezaret etmek üzere Kenya’ya gittiğimizde karşımızda kendilerine el uzatılmasını bekleyen yüz binlerce deniz yıldızı bulduk. Ekibimizin bir kısmı Kakuma mülteci kampına gitti. Biz ise deniz yıldızı toplamayı seven bir grup güzel insanla birlikte Dadaab kampına gittik.

 

Kampa ulaşmak için başkent Nairobi’den saatler süren bir kara yolculuğunu göze almanız gerekiyor. Geçtiğimiz yıllarda Rida Derneği için yardıma gelen iki kişinin o uzun yolculuk esnasında vefat ettiğini Ahmet Gazi beyden öğrendik, rahmet diledik. Onlardan birisi trafik kazasında, diğeri ise beynine pıhtı atmasıyla rahmetli olmuşlar.

 

Dadaab kasabası yakınlarındaki kamp, dünyanın en büyük mülteci kampı. Dadaab kampında, 700 bin insanın evlerinden yurtlarından uzakta, çaresizlik içinde dünyanın kendilerini hatırlamasını beklediğini gördük. Çoluk çocuk, genç yaşlı, kadın erkek bekleşen yüz binlerce mağdur ve mazlum insan başka coğrafyalarda yaşayan duyarlı kardeşlerinin merhamet elinin kendilerine uzanmasını beklemekte.

 

O insanlar BM’nin sınırlı gıda dağıtımları ve bazı yardım kuruluşlarının destekleri ile ölüm kalım mücadelesi veriyorlar.

 

Deniz Feneri Derneği, Beşir Derneği ve Rida Derneği’nin temsilcileri olarak Dadaab’ta yüzlerce hisse kurban keserek hayırseverlerimizin vekâletlerini yerine getirdik. Kurbanların derisi ve tırnağı dahil her şeylerinin değerlendirildiğine şahit olduk. Rida ve Deniz Feneri’nin mülteci kampındaki yetimlerden bir kısmını kuşatabilen eğitim çalışmaları yüreğimize su serpti.

 

Hepimizi çok mutlu eden bir görüntü ise Deniz Feneri’nin Dadaab kasabası yakınında yapımına başladığı ve inşaatı tamamlanmak üzere olan Aysel ve Şerif Fındıkkaya Yetim Külliyesi oldu. Güneş batmak üzere iken gezdiğimiz inşaatın geldiği seviye kısa bir süre sonra ne kadar deniz yıldızının hayata tutundurulacağının müjdesi oldu.


 

700 bin mültecinin zor şartlarda yaşadığı Dadaab Kampındaki mültecilerin ve civar köylerden getirilecek yetim çocukların eğitimlerine katkı sağlamak için, Bursalı işadamı Mehmet Fındıkkaya tarafından, annesi Aysel Fındıkkaya ve merhum babası Şerif Fındıkkaya adına yaptırılan yetim külliyesi, hem Kenyalı yetimler için hem de mülteci çocuklar için bir hizmet ve umut kapısı olacak.

 

Külliye müştemilatında, cami, okul, yetimhane, kütüphane, sağlık odası, idari bina, aş evi, kurban kesim merkezi ve Türkiye ve başka ülkelerden Dadaab'a gidecek misafirlere hizmet vermek amacıyla yapılan bir de misafirhane bulunuyor. Külliyede, en az 300 yetim çocuk eğitim görebilecek.

 

Yetimhane külliyesinde 350 metrekarelik okul, 430 metrekarelik yetimhane binası, 250 metrekarelik kütüphane ve sağlık odasının olacağı hizmet binası, aş evi ve kesimhane, 155 metrekarelik cami bulunuyor.

 


Dadaab Kasabası için bu proje hayati öneme sahip. Çünkü burada eğitim görecek yetim çocuklar hem aileleri için hem de ülkeleri için büyük umut kaynağı. Daha da önemlisi, projenin koordinatörlüğünü yapan Deniz Feneri Derneği bu yetim çocukların üniversite eğitimlerini tamamlamaları için de destek verecek.

 

Aysel ve Şerif Fındıkkaya Yetim Külliyesi çölün ortasında oluşturulmuş bir vaha gibi. Çünkü orada Dadaab mülteci kamplarından ve bölgedeki köylerden seçilecek yetim çocuklar hayata ve geleceğe hazırlanacaklar. Külliye’nin bağışçısı dostum, kardeşim Mehmet Fındıkkaya’yı yürekten tebrik ediyorum. Merhum babası Şerif Beye rahmet, annesi Aysel Hanıma sağlıklı, hayırlı ve uzun ömürler diliyorum.


 

Abdullah İbni Mes'ûd r.a.'dan rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber s.a.s şöyle buyurmuştur: "Yalnız şu iki kişiye gıpta edilmelidir: Biri, Allah'ın kendisine verdiği malı hak yolunda harcayıp tüketen kimse, diğeri, Allah'ın kendisine verdiği ilimle yerli yerince hükmeden ve onu başkalarına öğreten kimse." (Buhari, İlim 15)

 

2015 yılı kurbanlarının kesimine nezaret etmek üzere gittiğim Kenya’dan dönüşümde yukardaki satırları kaleme almıştım. Bir süre sonra Külliye’nin inşaatı tamamlandı. Açılışa 2018 yılında bağışçımız Mehmet Fındıkkaya ve bir grup davetlimizle birlikte gittik. Projenin başlangıcında 300 bin dolarlık bir maliyet hesap edilmişti. Bu meblağ yaklaşık 500 bin dolara kadar yükseldi. Zira projeye bazı ilaveler yapılmıştı. Maliyetin 350 bin dolarlık kısmını Fındıkkaya üstlendi. Geri kalan kısmına ise TİKA, Türk Kızılayı ve Maarif Vakfı da destek vererek güzel bir işbirliği örneğinin ortaya çıkarılmasına katkıda bulundular.

 


Açılış yaptığımız tarihte Mehmet Fındıkkaya’nın annesi hayattaydı. Açılış merasimi dönüşünde oğlunun getirdiği görüntüleri izleyerek ve yapılan hizmetin önemini dinleyerek mutlu oldu, dua etti. Aysel hanım o tarih itibarıyla bazı sağlık sorunları yaşıyordu. Bir süre sonra vefat etti. Mekanı cennet olsun.


Mehmet Fındıkkaya babası Şerif beyin ve annesi Aysel hanımın adlarını Kenya Dadaab’ta devam eden yetim külliyesinde yaşatıyor. Şerif beye ve Aysel hanıma Allah’tan rahmet, Mehmet Fındıkkaya’ya sağlıklı ve uzun ömürler diliyorum. Annesi ve babası için önemli ve kalıcı bir sadaka-i cariye hizmeti başlatan Fındıkkaya, bütün hayırseverlere örnek olacak hayırlı bir projenin hayata geçmesini sağladı.

 

Mehmet Fındıkkaya bir görüşmemizde şöyle demişti, “Deniz Feneri aracılığıyla babam ve annem için su kuyuları açtırdım. Sonra teyzem, dayım ve başka yakınlarım için de su kuyuları açtırdım. Dayım ve teyzem için su kuyuları açtırmam annemi çok sevindirdi. O hayattayken onu daha çok sevindirmek istiyorum.

Mehmet Fındıkkaya Fildişi Sahili’nde yarım kalmış bir cami inşaatının tamamlanmasını da sağladı. Onun Bursa’da anne babasının hayrına bir cami yaptırma niyetini de biliyoruz. Tez zamanda bu niyetini de hayata geçirmesini diliyoruz.

 

Avrupa’dan, ABD’den ve ülkemizden yüksek lisans ya da doktora öğrencileri, araştırmacılar zaman zaman Deniz Feneri’ni ziyarete gelirler. Türkiye’de son 25 yıldır giderek güçlenen STK’ların, insani yardım kuruluşlarının nasıl bir motivasyonla ve hangi yöntemlerle çalıştıkları merak ediyorlar. Misafirlerimin çoğundan şu sorulara muhatap olurum: Yurt dışında faaliyet gösterirken gittiğiniz ülkenin resmi kurumlarıyla işbirliği yapıyor musunuz? Gittiğiniz ülkenin STK’larıyla ortak çalışmanız oluyor mu? Ülkenizin devlet kurumlarıyla ve STK’larıyla işbirliği yapıyor musunuz?

 

Muhatabımın sorularına cevap olsun diye Kenya’da 2018 yılında açılışını yaptığımız “Aysel ve Şerif Fındıkkaya Yetim Külliyesi” projemizin hikayesini anlatıyorum ve şöyle özetliyorum:

“Külliyemizin arazisi Garissa Valiliği tarafından tahsis edildi. Projeye yerel partnerimiz olan bir insani yardım kuruluşu öncülük ediyor. Türkiye’de projenin sahibi ve üstlenicisi Deniz Feneri Derneği. Destekçilerimiz ise bağışçımız Mehmet Fındıkkaya, ülkemizin önemli devlet kuruluşlarından TİKA ve Maarif Vakfı ile ülkemizin çok önemli bir değeri olan Türk Kızılayı.” Misafirime, “Sorularınıza cevap olarak bu örnek yeter mi, başka örnek ister misiniz?” diye soruyorum. Muhatabım, “Bu örnek dört dörtlük bir işbirliği örneği oldu. Başka örneğe ihtiyaç yok” diyerek teşekkür ediyor.


 

Yorumlar


©2026, Afrika Koordinasyon ve Eğitim Merkezi (AKEM) resmi sitesidir. Tüm hakları saklıdır.

bottom of page