• Idris Mekonnen

Analiz | Etiyopya'nın Baraj Doldurması Mısır Çıkarlarını Etkileyecek mi?


Zımni taviz, Etiyopya Büyük Hedasi (Rönesans) Barajı (GERD) sonrası iş birliği ihtimalini ortaya çıkarabilir.


Etiyopya ve Mısır'ın, elektrik üretmek için Mavi Nil üzerinde dev bir baraj inşa etmesi üzerine karşılıklı sözlü muharebe on yıldır devam ediyor. Afrika'nın en büyük barajı olarak bilinen Hedasi Barajı'nın, ilk safha dolgusunun ardından geçen bir yılın dolduğu temmuz ayında su tutması planlanmıştı. Geçen temmuz ayında Etiyopya, barajı Mısır üzerinde hiçbir olumsuzluk oluşturmadan başarıyla doldurdu ve gerekli 4,9 milyar metreküp suyu tuttu. Barajın bunu takip eden ikinci merhale dolgusu önemli kilometre taşlarını ortaya koymaktadır. Barajla ilgili anlaşmazlık henüz bitmedi, ancak anlaşmazlığın mirasına yeni bir yaklaşım, yeni durum, ortaya çıkmaktadır.


Planlandığı gibi ilerlerse, ikinci dolum tamamlandığında baraj 13,5 milyar metreküp su tutacak. Bu, ilk yılda tutulan su ile birlikte barajın elektrik üretmek üzere faaliyete geçmesi için tutacağı su miktarıdır. Etiyopyalı yetkililere göre, başarılı dolgu; inşaat işlerinin yüzde 98'I ile hem elektromekanik hem de hidroelektrik yapı işlerinin yüzde 55'inin bitirilmesi de dahil barajın yüzde 80 nisbetinde tamamlanacağını göstermektedir. Tamamlandığında GERD'nin 74 milyar metreküp Nil suyunu tutması planlanıyor. Etiyopya ayrıca, tüm projenin 2023'te tamamlanması ve tam üretim kapasitesine ulaşmasının beklendiğini duyurdu.


Mısır’ın Hedasi Barajı ile ilgili anlaşmazlığı geride bırakacağını ima eden ve nadir görülen büyük bir gelişmenin haberi verildi. Kahire, barajın ikinci aşama dolgusunun menfaatlerini etkilemeyeceğini kabul etti. Dolaylı taviz, baraj üzerindeki anlaşmazlığı kati bir neticeye ulaştırabilir. Aynı zamanda, ülkelerin oldukça uygun şartlarda daha kalıcı bir ilişki tesis edeceği Hedasi Barajı sonrası bir iletişim ihtimalini de ortaya koyabilir.


Hedasi Barajı'nın tetiklediği gerilim artışı ve tavırlarda görülen değişmeler


Etiyopya'nın Hedasi Barajı'nın ortaya çıkmasından bu yana, Mısır'ın tavrının üç büyük olayda sertleşmesini tetikledi ve barajın Mısır'ın su kaynaklarına gerçek bir tehdit oluşturup oluşturmadığına dair bir turnusol testi görevi gördü. 2011'deki barajın inşasına başlama ilanı, nehrin rotasının değiştirildiği 2013 ile ilk ve ikinci aşama barajda su tutumu Hedasi Barajı'na bağlı gerilimlerin yükseldiği ve tavırların değiştiği kilit zamanları oluşturmaktadır.


Etiyopya'nın dünyanın en uzun nehri üzerine inşa ettiği devasa baraj, Addis Ababa'nın on yıl önce temelini atmasından bu yana Mısır ile aralarındaki gerilimi canlı tutuyor. Bununla birlikte, o zamandan beri, gerilimlerin tipik olarak, son üç yılda daha sıklaşıp şiddetlendiği müşahede edilmektedir. Bu gelişmeler gözlemcilerin, barajın varlığına bile karşı toptan muhalefetin zayıflamasını pekiştiren ılımlı tutum tarzlarını belirlemelerine yardımcı olmaktadır. Baraj inşaatının bir aşaması diğerini takip ettiğinden, esnek tavır kalıpları bahse değer hale geldi.


Mısır'ın Hedasi Barajı'na en keskin ve en şiddetli hamasi cevabı on yıl önce kaydedildi. 2011'de Mısırlılar uyandıkları bir sabah, onlara ülkenin hasseten bağımlı olduğu su kaynağının haberlerini getirdi. Etiyopya, Nil Nehri üzerinde bir hidroelektrik baraj projesinin başladığını ilan etmişti. Bu haber Kahire'nin Nil üzerindeki herhangi bir projeye toptan muhalefetini ateşleyerek Addis Ababa'nın inşaatı durdurmasını istemesine sebep oldu. Projeyi en baştan reddetmek için acil gerekçe olarak, Kahire, Nil'in tüm sularını kendisine (ve Sudan'a) tahsis eden sömürge dönemi anlaşmasının şart koştuğu gibi, Nil üzerindeki "tarihi haklarını" ileri sürdü. Belge, Mısır'a sudaki tartışılmaz payını etkileyecek projeleri veto etme hakkı veriyordu. Bu toptan muhalefet uzun sürmedi. Baraj inşaatı hızla devam ederken, Mısır farklı bir tavır benimsedi ve Etiyopya da, baraj meselesinde daha esnek bir tutuma işaret edici önemli bir hamle olan nehri yönlendirme niyetini açıkladı.


Mısır, o zamanki Afrika İşlerinden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Ali Hifni aracılığıyla mütevazi bir şekilde karşılık verdi. Mısır devlet haber ajansı MENA, nehrin yönünü değiştirmenin Mısır'ın endişelenmesi gereken rahatsız edici bir gelişme olmadığını ima etti. Bu tepki, baraj üzerine gelişen anlaşmazlığı belirli bir aydınlanma noktasına doğru şekillendiren ve en önemlisi barajın doldurulmasının kabulüne dair dikkate değer bir başlangıcı işaret etti. Nitekim, bu durum, Mısır ve Etiyopya'nın (Sudan dahil) 2015'te imzaladığı ilk anlaşmada açıkça çerçevelenmiştir.


Mısır, anlaşmanın Etiyopya'yı barajı ilk kez doldurmadan önce imzacı taraflarla anlaşmaya zorlamasını umuyordu. Kahire, barajın haznesini doldurmaya başlaması halinde Addis Ababa'nın bu hareketini İlkeler Bildirgesi'ni (DoP) ihlal etmek olarak görüyor. Gerilimler hızla yeniden yoğunlaştı ve ülkeleri eşi görülmemiş bir diplomatik krize sürükledi. Anlaşmazlığı beynelmilel hale getiren Mısır, konuyu Birleşmiş Milletler'e taşıdı ve Güvenlik Konseyi'ne bir şifahi açıklama sundu. Etiyopya'nın barajı doldurmadan önce bir anlaşmaya varması gerektiğine dair temyizde bulundu. Bununla birlikte, doldurma işlemi tamamlandıktan sonra, uzmanların beklentilerine uygun olarak Mısır, barajı doldurmanın ilk aşamasının su kaynağını etkilemediğini belirterek tutum değişikliği sinyali verdi.


Hedasi Barajı'nın doldurulup doldurulmayacağını yaklaşan yağış mevsimi belirleyecektir. Geçen yıl olduğu gibi yağmurun yine zamanında geleceğine inanan Etiyopya, ikinci kez su tutmayı dört gözle bekliyor. Baraj inşa planda, ilk çalıştırmayı iki türbin koyma kararının takip etmesi bekleniyor. Başından beri devam edegelen gergin söylem hızla şekillenmekte ve Mısır'ın tepkileri bir kez daha tabii mecrasına akmaktadır. Bu model; gerilimi artıran, anlaşmazlığı uluslararasılaştıran ve ardından umut verici beklentilere işaret edecek esnek bir duruşa dönüşen şiddetli reddi belirtmektedir.


Mayıs ayında Kahire'deki yetkililer, Addis Ababa'nın hareketinin DoP hükümlerine aykırılığını kınayan plana, tek taraflı bir önlem olması sebebyle itiraz ettiler. Mısır, anlaşmazlığı beynelmilel hale getirmek için Sudan'la işbirliği yaptı ve Arap Birliği'nden tam destek almayı başardı. Dünya çapında saldırgan diplomatik baskı ABD, BM ve Avrupa Birliği'ni de kapsayacak şekilde genişletilerek rotasını değiştirmesi için Etiyopya'ya baskı yapmayı amaçladı. Dahası, benzeri görülmemiş bir davranışla Mısır, Sudan'la güçlerini bir araya getirerek “Nil'in Muhafızları” adlı tartışmalı altı günlük ortak askeri tatbikat düzenledi. Mısır, tatbikatı baraj üzerindeki ihtilafta askeri tercihlere hazır olduğunu ima etti. Bununla birlikte, vetire, Mısır'ın yakın zamanda yayınladığı gerçeğe uygun beyandan anlaşıldığına göre meselenin çökeltilmesi istikametinde ilerler görünüyor. Nitekim, barajın ikinci merhale dolgusunun Mısır’ın bu tutumunu etkilemediği belirtilmektedir.


Dolaylı taviz, Mısır'ın baraj konusunda Etiyopya ile on yıldır içinde olduğu anlaşmazlığını kayda değer bir neticeye ulaştırabilir. Bunun doğruluğunun en önemli delili baraj için özel tasarlanmış büyüme ve doldurma tarzının, barajın kendi başına Mısır için tehdit oluşturmadığı hususunda Etiyopya'nın, çatışan taraflara erken taahhüt olacağı güzel haberidir. Mısır'ın karşı karşıya kalacağı asıl tehdit barajdan değil, Kahire'nin Etiyopya'nın arka bahçesinde ısrarla yapmakta olduğu şeyden kaynaklanıyor. Uzmanlar bunun geçmişten tevarüs edilen ve Etiyopya hükümetinin hep zayıf ve istikrarsız kalmasını sağlama siyaseti olduğunu iddia ediyorlar.


Hedasi Barajı kaynaklı karşı karşıya kalabileceğine dair ileri sürdüğü su kıtlığı tehlikesinin giderek daha düşük olduğu anlaşıldığında, Kahire'nin daha iyi bölgesel ilişkiler için uyumlu çabalar geliştirmeyi tercih etmesi gerekirdi. Bu tercih hem oldukça muhtemel ve hem de gerçekleşebilir bir senaryo olmaya devam ediyor. Bununla birlikte, Mısır sahada faydasız davranışları tercih etmektedir.

Tarih tekerrür ediyor. Boynuz'un güçlü devleti Etiyopya, hem ülke içi hem de devletler arası çatışmalara girerken, bölge de aynı şeyi yapıyor. Etiyopya'nın durumu ve müteakiben bölgenin maruz kaldığı felaket, hem uzak hem yakın dış güçler tarafından her zaman çığırından çıkarılmıştır. Mısır, tarihte ve günümüzde bu amiller içinde hiç eksik olmamıştır.


Tarih, Mısır'ın bölgedeki baskın istikrarsızlaştırıcı rolünü hatırlatmakta ve iki durumu öne çıkarmaktadır.


Etiyopya'nın eski Eritreli isyancılara karşı otuz yıllık (1961-1991) savaşı boyunca Mısır, Eritre'nin anahtar ve istikrarlı bir destekçisi olarak kaldı. Kahire, Eritre'nin bağımsızlığı için tesis edilen ilk organize silahlı mücadelenin kuruluşuna ev sahipliği yaptı. Mısır ve şimdi bağımsız olan Eritre'nin devam eden güçlü ilişkilerinin kökleri, Kahire'nin Asmara'yı onlarca yıldır destekleyerek güvence altına aldığı çıkarlarına dayanmaktadır.


Mogadişu'nun Addis Ababa'ya karşı 1977/78 savaşını desteklemek de Kahire'nin tarihindeki bir hamlesiydi. Mısır, Somali'nin Etiyopya'ya karşı yürüttüğü yaygı olarak “Ogaden Savaşı” diye anılan savaştaki mücadelesinde etkili oldu. Mısır, savaşın sonucunu kendi lehine etkilemek için sert stratejiler benimsedi. Bu stratejiler başarılı olsaydı Etiyopya, ülke topraklarında önemli bir küçülme ve müteakiben zayıflık anlamına gelen ağır sonuçlara maruz kalacaktı.


Mısır'ın Boynuz'daki son zamanlarda artış gösteren faaliyetleri, onun uzun süredir devam eden istikrarsızlaştırma siyasetini hatırlatıyor. Bu arada, meydana gelen iki fevkelade olay Mısır'ın talihinin yaver gitmesini temin etti.


Bir yandan, sulhle geçen otuz yılın ardından Etiyopya kendi içinde savaşın içine girdi. Ülkenin yine kuzey kısmının bir parçası olan Tigray bölgesi, hükümetin 2020 yılı Kasım ayından bu yana yeniden talihsiz bir savaşa girdiği bir muharebe alanı olarak ortaya çıktı. 4 Kasım'da federal hükümet bölgesel hükümeti devirerek yönetimi sekiz ay boyunca elinde tuttu. İsyancı Tigray bölgesinin son zamanlarda elde ettiği ilerlemeler, başkent Mekelle'yi geri almasıyla sonuçlandı. Ancak bazıları, mevcut karmaşık durum göz önüne alındığında, savaşın sona ermediğini söyleyebilir.


Hiç şüphe yok ki bu olay Mısır tarafından Etiyopya'yı zayıflatan nüksetmiş bir istikrarsızlık kaynağı olarak müsbet görülecektir. Etiyopya, Mısır'ı barajın bulunduğu bölgedeki isyancılara destek sağlayarak Etiyopya'yı istikrarsızlaştırmaya çalışmakla suçladı. Addis Ababa suçlamayı Tigray'daki savaşla ilişkilendirmek suretiyle daha da ileri götürerek, ikilinin daha önce yakınlaştığı yönündeki haberlere istinaden Mısır'ı Tigray Halk Kurtuluş Cephesi'ni (TPLF) desteklemeye çalışmakla suçladı.


Öte yandan, Sudan ve Etiyopya, Hartum bir sınır bölgesini kontrol altına aldığından, 2020 yılı Aralık ortasından bu yana barışın da savaşın da olmadığı bir halde bulunuyor. Dağınıklık, Mısır'a Sudan'a yaklaşmak için bir sebep veren Etiyopya'nın devasa barajı meselesinin üstüne geldi ve bu gelişme, bu iki ülkeyi askeri ilişkiler kurmaya sevketti. Bu yılın Mart ayında, yani Fashaga'nın yönetimi devralmasından birkaç ay sonra, Hartum ve Kahire ilk askeri işbirliği anlaşmasını imzaladılar. Ayrıca Haziran ayı sonlarında ortak askeri işbirliğine ilişkin bir mutabakat zaptı imzaladılar. Bu adımlar ikilinin sürdürmekte olduğu artan askeri işbirliğinin önemli bir göstergesidir. Ülkelerin icra ettiği müşterek askeri tatbikatlar, imzalanan anlaşmaların kağıt kaplan olmadığını göstermeyi amaçlamaktadır. Bu meyanda Mısır, Sudan ile işbirliği içinde Etiyopya sınırına yakın bölgelerinde peş peşe üç tatbikat düzenledi.


Dahilde sulhçü ve istikrarlı olan Etiyopya ileriye bakarak titiz büyüme için çalışmakta ve genel olarak bereketli kaynaklarını ve özellikle de sularını temel girdiler olarak görmektedir. Bu meyanda Hedasi Barajı (GERD) projesi, Etiyopya'nın otuz yıllık göreli iç barış, istikrar ve güç kazanma planlarından sonra başlattığı mükemmel bir örnektir. Mısır'ın Afrika Boynuzu'ndaki Etiyopya'yı hedef alan yakın faaliyetleri, Addis Ababa'nın önceceliklerini ve sularının kullanımını kontrol etmeyi amaçlıyor. Ancak Mısır'ın su kaynağı üzerindeki güvensizliğinün sebep olduğu onlarca yıllık israf meseleyi halletmeyecektir.


Hedasi Barajı'nın zarar vermediğini kabul edin, güven inşa edin ve işbirliği yapın


Mısır, Nil Suları üzerinde Hedasi Barajı’nın inşasının hiçbir tehdit oluşturmadığı gerçeğini yavaş da olsa kabul ederek kendini göstermektedir. On yıllık inşaatı boyunca Mısır, Etiyopya'nın Nil suları üzerindeki ilk barajına karşı toptan muhalefetini terk etmekten barajın doldurulmasının su kaynağı için bir tehdit olmadığını öğrenmeye kadar rahatlatıcı tavırlar almaya devam ediyor. Etiyopya’nın, karşılıklı anlayışın önemli bir göstergesi olarak, sorunun mansap ülkelerine karşı hassasiyetini ciddiyet içinde göz önünde tutmaya devam ettiği açıktır. Bu tür gelişmeler güven inşa etmenin anahtarıdır. Teşvik edici konuşmalar beliğ nutuklara daha fazla katıldıkça, hem suyu hem de tarihi paylaşan milletler arasındaki işbirliği önem kazanacaktır.


Yazının İngilizce dilindeki orjinal halini PDF olarak indirmek için tıklayınız:

Egypt Remarked Ethiopia’s Dam Filling Will Not Impact its Interest
.pdf
Download PDF • 197KB

95 görüntüleme