top of page

"Doğu’da Türkler Var!"

Bu cümleyi yakın zamanda çok daha fazla duyacağız. Türkiye’nin Afrika politikasındaki en ciddi adımların, diğer küresel oyuncuların pek de beklemediği bir anda atıldığını görüyoruz. Doğu Afrika kıyılarında eşit siyasi ve ekonomik kazancın, insanca yaşamın ve birlikte ileriye doğru yol almanın savunucusu Türkiye, neokolonyal bağlara bir bir makas atıyor. Önce Somali, ardından Cibuti ile yapılan anlaşmalar bölgenin dinamiklerinin hızlıca değiştiğini görmek için yeterli.



Afrika Boynuzu krizinde bölgeye sırtını dönmeyen ve uluslararası gündemi de Doğu Afrika’daki güç duruma çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan kuşkusuz bugünkü kazanımların mimarı. Osmanlı sonrası kendi iç politikasındaki krizlerle ve sınır güvenliği hususları ile vakit kaybetmek zorunda kalan bir ülkenin, Afrika ile azalan ve kelimenin tam anlamıyla biten ilişkilerinin yeniden kurulması ve bugün olduğu gibi pek çok bölgede sağlamlaşması süreci hiç kolay değildi. Hele ki geçmişteki sömürü bağları ile çoğu Afrika ülkesini ve kaynaklarını kendine bağlamış eski sömürgeci güçler ile yeni küresel sistemin yükselen bol sermaye sahibi “üçüncü dünyacı müttefikleri” arasından sıyrılıp ciddi bir konum elde etmek belki de en zoruydu.



Somali işbirliği, Somali'nin yeniden inşası sürecinde insani yardım ve kalkınma alanlarında başlamış ardından ülkedeki terör sorununa yönelik ortak adımlarla devam etmişti. Bu ortaklık ve karşılıklı kazanca dayanan işbirliği en son meyvesini imzalanan savunma anlaşmasıyla verdi.

Bu anlaşmayı bölgedeki mevcut krizlerden bağımsız okumak mümkün değil. Kısa bir süre önce Etiyopya, Somali Federasyonu içerisindeki bir bölge olan Somaliland ile doğrudan bir anlaşma imzalamış ve bunun karşılığında okyanusa erişim imkanı elde etmişti. Bu durum, uzun süredir terör örgütü El-Şebab'a karşı savaşan ve kademeli olarak zafere doğru giden Somali'nin toprak bütünlüğüne ilişkin yeni bir saldırı olarak tanımlandı. Etiyopya açısından 120 milyonu aşan nüfusu ve Eritre'yi kaybettikten sonra deniz erişimini kaybetmesi büyük bir dezavantajdı. Bölgede uzun süredir konuşulan ve Somali'nin büyük tepki gösterdiği, Türk Dışişleri Bakanlığı'nın da Somali'ye destek verdiği anlaşma sonrasında gelen Türkiye-Somali Savunma İşbirliği Anlaşması, tam da bu sebeple daha önemli bir hale geldi.


Bugün Somali'ye gittiğinizde, ticaretten hizmet sektörüne kadar Türkiye'nin izinin ne kadar artmış olduğunu görebiliyorsunuz. Mogadişu limanında Türkler var, havaalanını Türkler işletiyor. Türkiye'nin inşaat sektörü Somali'de pek çok bölgeyi inşa ediyor. Böyle bir ortamda bu anlaşma, Afrika'nın pek çok ülkesinde etkisini artıran Türkiye'nin, küresel aktörlerle girdiği güç gösterisinde bir kez daha etkisini göstermesi açısından da önemli.


İnsani yardım süreçleri ile başlayan, kalkınma yatırımları ve ticaretle devam eden Türkiye'nin Afrika serüveni, savunma sanayindeki gelişmeler ile birlikte daha büyük bir alanda var olmasını sağladı. Öyle ki Türkiye artık Libya'da sözü önemsenen, Tigray'da savaşı bitirebilen ve Somali'nin terörden kurtulup Körfez'de parlamasının önlenmesi için çalışılan bir dönemde yine etkisi gösteren bir ülke haline geldi.


Bunun yanında yeni bir anlaşma haberi de Cibuti’den geldi. Türkiye, Cibuti ile askeri işbirliği anlaşması imzaladı. Cibuti, Kızıldeniz ve Hint Okyanusu’na açılan kapı olması, aynı zamanda topraklarında bulundurduğu askeri üslerle bilinen bir ülke. Fransa, ABD, Japonya, Çin gibi ülkeler Cibuti’ye askeri üs kullanımı için ciddi paralar ödüyor. Türkiye’nin Somali ile komşu konumunda olan Cibuti ile yaptığı yeni anlaşma bölge için çok önemli.



Bundan sonrası için ne bekleyebiliriz sorunun cevabına odaklanmak gerekiyor. Birincisi bölge çeşitli gerilimleri içerisinde barındırıyor. Su ve baraj meselesi ile Mısır-Etiyopya krizi, Sudan'daki iç savaş, Etiyopya-Somaliland meselesi ve hatta Somali-Kenya karasuları sınır sorunu, bu bölgenin bitmeyen krizleri olarak öne çıkıyor. Türkiye, pek çok bölgede uyguladığı çok taraflı ve kazan-kazan temalı politikasıyla bölge sorunlarının çözümü hususunda masaya davet edilecek bir ülke olacaktır. Somali'nin yeniden inşası ve uluslararası sisteme entegrasyonu konusunda katkısı devam edecektir. Öte yandan Somali'nin stabil hale gelmesi, çıkarlarına ters düşen bazı Körfez ülkelerine karşı Türkiye bölgede dengeleyici unsur olacaktır. Somali basını üzerinden yapılan haberlere göre anlaşma, Türkiye'nin Somali münhasır ekonomik bölgesinden elde edilen gelirin yüzde 30'unu almasını öngörüyor. Bunun yanında Türkiye, Somali sularında yasadışı balıkçılıkla mücadele hususunda ve Türkiye bu Somali donanmasını inşa edip ve donatacak. Tüm bu adımlar, Türkiye'nin Afrika'daki var oluş modelinde başka ülkelerden farkını göstermesi ve bu model ile birlikte yeni işbirliklerine imza atması sonucunu beraberinde getirecektir.

Comments


bottom of page