top of page

Afrika ve İklim Değişikliği: İklim Fonları ve Yeşil Enerjiye Giden Yol

  • Yazarın fotoğrafı: Adem Aman Shibu
    Adem Aman Shibu
  • 2 gün önce
  • 7 dakikada okunur

ree

Giriş


İklim değişikliği vakaları yalnızca Afrika kıtası ile sınırlı olmayıp küresel bir mesele olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bağlamda, çeşitli dönemlerde çok sayıda çalışma, konferans, seminer ve araştırma yürütülmüş bulunmaktadır. Bununla birlikte, söz konusu konu Afrikalıların önemli bir kısmı için hâlen güncel ve son derece hayati nitelik taşımaktadır. Bazı çalışmalar, on yıl kadar önce Etiyopya’yı en iyi örnek göstererek iklim değişikliği karşısında Afrika’nın büyük kırılganlığını vurgulamaktadır. Etiyopya hâlihazırda ülke genelinde yaklaşık 40 milyar fidan dikmeyi hedefleyen Yeşil Miras Girişimi’ni de teşvik etmekte olup bu girişim, diğer Afrika ülkeleri ve dünya için de iyi bir ders niteliği taşımaktadır. Etiyopya yalnızca Yeşil Miras ile değil, aynı zamanda 8–10 Eylül 2025 tarihlerinde Addis Ababa, Etiyopya’da düzenlenen ikinci Afrika İklim Zirvesi’ne ev sahipliği yaparak da öncü bir rol üstlenmektedir. Bazı resmî kaynaklara göre, bu yıl ikincisi düzenlenen Afrika İklim Zirvesi’nin katılımcıları, farklı kıtalardan devlet başkanları, bakanlık düzeyinde yetkililer, özel sektör temsilcileri ve iklim konularına ilgi duyan kişiler dâhil olmak üzere yaklaşık 25.000 kişi olarak tahmin edilmektedir. Diğer yandan, başlıca kaynaklar Afrika’nın soruna en az katkıda bulunan kıta olmasına karşın en yüksek bedellerden bazılarını ödediğini ortaya koymaktadır. Kıta, dünyanın nüfusunun yaklaşık %17’sine ev sahipliği yapmasına rağmen yakıt yakımından kaynaklanan küresel CO₂ emisyonlarının yaklaşık %3–4’ünü oluşturmaktadır.


Bu değerlendirme, Afrika üzerindeki iklim değişikliği etkilerine, gelişmiş ülkeler tarafından vaat edilip henüz finanse edilmemiş iklim fonlarına ve yeşil enerji temelli çözümler ışığında bu sorunlardan çıkış yollarına odaklanmaktadır.


ree

Yük: Toplum, Ekonomi ve Siyaset Genelinde Etkiler


Afrika genelinde ısınma ve aşırı hava olayları şiddetlenmekte; sıcak hava dalgaları, şiddetli yağışlar ya da yağış rejimi değişiklikleri, seller, siklonlar ve uzun süreli kuraklıklar artık tekrarlayan olgular hâline gelmektedir. Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), iklimle bağlantılı etkilerin Afrika ülkelerinde GSYH’nin ortalama %2–5’i düzeyinde yıllık kayıplara yol açtığını tahmin etmektedir. WMO raporları, iklim değişikliği krizinin çeşitli hükûmetleri bu iklim meselelerini yönetmek amacıyla bütçelerinin yaklaşık %9’unu tahsis etmeye zorladığını göstermektedir. Ayrıca ekonomik analizler, kurak yıllarda yetersiz yağışın tarım sektöründe belirgin düşüşlere yol açtığını, bunun da örneğin Etiyopya’da açıkça görüldüğünü ortaya koymaktadır. Bu tür sonuçlar; gıda güvenliği sorunları, yetersiz halk sağlığı hizmetleri, çeşitli sektörlerde yetersiz altyapı ve sınır aşan göç gibi bir dizi çoklu etki doğurmaktadır. Bu itibarla iklim riski, salt bir kalkınma meselesi olmaktan çıkmakta ve önemli bir ulusal güvenlik ve yönetişim sorunu hâline gelmektedir.


Sosyoekonomik etkiler yıkıcı nitelik taşımaktadır. “Afrika’da geçim kaynaklarının ve ulusal ekonomilerin belkemiğini oluşturan tarım, işgücünün %55’inden fazlasını desteklemekte” olup günümüzde yüksek risk altında bulunmaktadır. Çalışmalar, 1961 yılından bu yana iklim değişikliği sonucunda verimliliğin %34 oranında gerilediğini ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, Afrikalıların büyük bir bölümünün geçimini bağladığı tarım sektörü, günümüzde öngörülemeyen yağışlar ve zararlı istilaları ile karşı karşıya kalmakta; bu durum her yıl verimde ve gelirde düşüşlere yol açmaktadır. Öte yandan, iklim değişikliğine bağlı olarak yoğun ve beklenmedik yağış sıklığındaki artış, zaman zaman kentsel selleri tetiklemekte; bu seller, kent sakinlerinin yaşamlarına ve ulaşım akışlarına zarar vermekte, gıda ürünleri ve yakıt fiyatlarının artmasına neden olmakta ve kamu ile özel sektörde istihdamı sekteye uğratmaktadır.


Buna bağlı olarak Afrika’da 600 milyondan fazla insan hâlen güvenilir elektriğe erişememekte ve bu durum kırılganlığı artırmaktadır. Bu eksiklik, sıcak hava dalgalarında soğutma, aşılar için soğuk zincirin sürdürülebilmesi ve dijital ya da sanayiî büyümenin desteklenmesi gibi temel hizmetleri etkilemekte; tüm bunlar ciddi ölçüde engellenmekte ve Afrika ülkelerinin geniş kesimleri için yaşam standartlarının düşük kalmasına yol açmaktadır. Bu etkiler yalnızca sosyoekonomik uçurumlar yaratmakla kalmamakta; aynı zamanda siyasal şokları tetiklemekte, mali kaynakları zorlamakta, kamusal memnuniyetsizliği artırmakta ve toprak ile su kaynakları üzerinde çatışmaları körükleyebilmektedir.


Afrika için 2063 Gündemi’nin önemli hedeflerinden biri, üretkenliği ve üretimi artıran modern tarımı geliştirmek, açlığı sona erdirmek, gıda güvenliğini sağlamak, beslenmeyi iyileştirmek ve sürdürülebilir tarım uygulamalarını teşvik etmektir. Bu nedenle, belirlenen amaca ulaşabilmek için iklim değişikliği meselesinin ciddi biçimde ele alınması ve mümkün olan en kısa sürede çözüme kavuşturulması Afrikalılar açısından hayati önem taşımaktadır.


ree

Maliyeti Nedir—Fonlar, Can Kayıpları ve Kaçırılan Fırsatlar


Kıta genelinde ölüm oranlarına ilişkin kesin rakamlar olaya ve veri kaynağına bağlı olarak değişiklik göstermekteyken, ekonomik etkiler şimdiden belirginleşmektedir. WMO ve BM analizleri, Sahra Altı Afrika’nın uyum çabaları için yıllık 30–50 milyar ABD doları arasında finansmana ihtiyaç duyduğunu göstermektedir. Bu fon, erken uyarı sistemleri, dayanıklı altyapı, iklim akıllı tarım ve etkin su yönetimi gibi iklime duyarlı sektörlerdeki projeleri desteklemek üzere kullanılmaktadır. Farklı raporlara göre, gelişmekte olan ülkeler için fiilî uyum finansmanı 2021 yılında yaklaşık 21 milyar ABD dolarına gerilemiş olup bu durum, yıllık 194–366 milyar ABD doları arasında küresel uyum finansmanı açığına yol açmaktadır ve Afrika bu bağlamda en az fonlanan bölgelerden biri olarak öne çıkmaktadır.


Afrika hükûmetlerinde strateji ve politika kısıtı olarak, kamu sektörü bütçeleri son derece sınırlı kalmakta ve özellikle uyum çabaları için özel finansman büyük ölçüde atıl kalmaktadır. Kayıp ve zarar kalemlerine ilişkin maliyetler—azaltımla önlenemeyen etkiler—artış eğilimi sergilemektedir. Kayıp ve Zarara Yönelik Yanıt Fonu kurulmuş olmasına rağmen, 7 Nisan 2025 itibarıyla taahhütler yalnızca yaklaşık 768 milyon ABD dolarına ulaşmış bulunmaktadır. Sembolik açıdan önemli olmakla birlikte bu tutar, kıtanın ihtiyaçlarının çok altında kalmaktadır. Paris Anlaşması’na göre Afrika’nın 2020–2030 döneminde NDC’lerini yerine getirebilmek için yaklaşık 2,8 trilyon ABD dolarına ihtiyaç duyacağı öngörülmektedir. Afrika Kalkınma Bankası dâhil diğer kaynaklar, iklime yönelen kaynaklarda artış eğilimine işaret etmekte (son yıllarda 3,6–5,8 milyar ABD doları aralığında) ve Afrika’nın iklim taahhütlerini yerine getirebilmesi için 2030’a dek 2,6–2,8 trilyon ABD doları düzeyinde finansman gereksinimi bulunduğunu tahmin etmektedir. Bu rakamlar, borç baskısını önlemek için kayda değer düzeyde imtiyazlı finansmana ihtiyaç olduğunu göstermektedir.


Neden Yeşil Enerji Çözümün Merkezindedir


Yeşil enerji ve sürdürülebilir kalkınmayla ilgili projeler, somut eylemler sınırlı kalsa da dünya genelinde önemli ilgi görmektedir. Bu girişimler arasında temiz yeşil enerji ve iklim finansmanı öne çıkmaktadır. 8–10 Eylül 2025 tarihlerinde Addis Ababa, Etiyopya’da düzenlenen ikinci Afrika İklim Zirvesi (ACS-2), bu temalar başta olmak üzere çeşitli konuları kapsamlı biçimde tartışmış bulunmaktadır. Bu konferans, Afrika’nın sorunlarına Afrika çözümleri üretmek amacıyla Afrikalı liderleri, akademisyenleri, politika yapıcıları, gençleri ve küresel ortakları bir araya getirmeyi amaçlamaktadır. Afrika, doğa temelli çözümler, yenilenebilir enerji ve sürdürülebilir kalkınma açısından son derece elverişli doğal kaynaklara sahiptir. Bununla birlikte, bu potansiyelin tam anlamıyla hayata geçirilebilmesi, Etiyopya’daki GERD projesinde görüldüğü üzere, yerli bilgiyi ve hem hükûmet hem de toplum kaynaklarını harekete geçiren sağlam stratejik politikalar ile kapsamlı planlar gerektirmektedir. Bu yaklaşım, Afrika kıtasının ve Afrikalıların, Afrika Birliği’nin 2063 Gündemi kapsamındaki “Afrika kalkınma hedeflerinin finansmanında tam sorumluluk üstlenmektedir” ilkesine ulaşmasına yardımcı olmaktadır.


Adil ve büyüme yanlısı bir yanıt, temiz enerjiye dayanmaktadır. Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) raporuna göre Afrika’nın enerji ve iklim hedefleri doğrultusunda yıllık enerji yatırımlarının 2026–2030 döneminde 190 milyar ABD dolarına yükselmesi ve bunun üçte ikisinin temiz enerjiye yönelmesi beklenmektedir. 2024 yılında toplam enerji yatırımı yaklaşık 110 milyar ABD doları düzeyine ulaşmış olup bunun büyük bölümü hâlen fosil yakıt tedariki ve elektrik üretimine yönelmektedir. Bu yatırım açığının kapatılması çok sayıda avantaj sunmakta; istihdam fırsatlarını artırmakta, sanayileşmeyi teşvik etmekte, modern tarım-sanayi sulaması, soğutma için enerji santralleri ve dijital finansal teknoloji gibi girişimler yoluyla dayanıklılığı güçlendirmekte ve ithalat giderlerini azaltmaktadır. Sektördeki ivme özellikle güneş enerjisi kurulumlarının hızlanması ile artmaktadır; 2030’a gelindiğinde Afrika’nın, hükümetler arası pazar içinde uygun maliyetli güneş panellerinin ithalatında belirgin bir artış yaşaması beklenmektedir. Bu yöntemler, maliyetlerdeki düşüşün ve muhtemel politika reformlarının etkisini güçlendirmekte; kıtada çeşitli ölçeklerde genişlemeyi hızlandırmakta ve katma değerli programların geliştirilmesini desteklemektedir. Yenilenebilir enerji, e-mobilite sektörleri ve yeşil büyüme temelli değer zincirlerine dayalı yüksek vasıflı istihdam ve finansman, 2030’a kadar milyonlarca iş yaratma potansiyeli taşımaktadır.


ree

Şimdi Ne Olmalıdır: Bir İklim Finansmanı ve Politika Paketi


Hâlihazırda öngörülen bir iklim finansmanı ve politika paketinin imkân verdiği ölçüde aşağıdaki adımların uygulanması gerekmektedir:


  1. Afrika sorunlarına Afrika çözümleri yaklaşımı doğrultusunda, kıtanın kendi kendini finanse etme yollarının bulunması, öngörülebilir imtiyazlı finansmanın artırılması ve risk azaltım araçlarının eşzamanlı devreye alınması gerekmektedir. Buna ilaveten bağışçıların ve çok taraflı fonların, uyum ve sosyal korumaya yönelik hibe ve yüksek imtiyazlı akışları güçlendirmeleri gerekmektedir.


  2. 2030’a dek 2,7 trilyon ABD doları ve yıllık 278 milyar ABD doları gereksinimini karşılamak üzere Afrika ve muhataplarının, dengeli ve sağlam bir stratejik yapı dâhilinde karma finansman kaynaklarını kullanmaları gerekmektedir. Bu yapı; egemen varlık fonları, çok taraflı kalkınma bankaları (MDB’ler), hayırsever katkılar ve doğrudan yabancı yatırımlar (DYY) gibi özel yatırımları içermeli ve mevcut taahhütleri aşacak biçimde uyum ile kayıp ve zarar kalemlerine daha güçlü odaklanmalıdır. Ayrıca, iklim şoklarının tetikleyebileceği mali krizleri önlemek amacıyla iklim dirençli borç maddeleri gibi egemen borç uygulamalarının uyumlaştırılması gerekmektedir.


  3. Hidro-meteorolojik hizmetler, taşkın savunmaları, iklim akıllı tarım ve su güvenliği üzerine odaklanarak dayanıklı altyapılar ve erken uyarı sistemleri geliştirilmelidir. Bu yatırımlar, yüksek fayda-maliyet oranları sunmakta ve hem yaşamları hem de ekonomiyi korumaktadır.


  4. Hâlen elektriğe erişimi olmayan 600 milyondan fazla kişiye hizmet etmek üzere, şebeke ölçekli yenilenebilir enerji kaynakları ile dağıtık güneş ve mini şebekelerin birlikte kullanımı yoluyla güvenilir ve yeşil elektrik geliştirilmesi hızlandırılmalıdır. Sulama, tarımsal işleme ve soğuk zincirler gibi elektriğin üretken kullanım alanlarına odaklanılarak enerjinin istihdama ve gelire dönüştürülmesi sağlanmalıdır.


  5. Satın alma anlaşmalarının (PPA) ve mini şebeke düzenlemelerinin standartlaştırılması, alıcı kuruluşların kredi değerliliğinin güçlendirilmesi, sonuç odaklı finansman ve kur riskine karşı koruma (FX hedging) uygulamalarının hayata geçirilmesi suretiyle risk primlerini azaltarak değer zincirleri oluşturulmalı ve projeler ölçeklendirilmelidir.


  6. Değer zincirleri ve beceriler yerelleştirilmeli; eğitim, sertifikasyon ve mümkün olan yerlerde yerel üretim ya da montaj (örneğin sistem dengeleme bileşenleri) desteklenmelidir. Böylece temiz enerji altyapısının genişletilmesi nitelikli istihdama ve kalıcı kamusal desteğe dönüşebilecektir.


Sonuç


Afrika, gelişmiş ülkelerin yaptığı ölçüde iklim krizine neden olmamış olmakla birlikte, halkı bu krizden ağır şekilde etkilenmektedir. Bunun bir sonucu olarak kıta, iklim değişikliği nedeniyle her yıl GSYH’sinin %2–5’ini yitirmekte ve afetlere müdahale için sınırlı kamu kaynakları ile mücadele etmektedir. Yıllık yaklaşık 277 milyar ABD doları düzeyinde kaynağa ihtiyaç duyulmasına karşın, yalnızca 44–50 milyar ABD doları tutarında destek sağlanmakta ve kayıp ile zarar finansmanı kalkınma için hâlen yetersiz kalmaktadır. Çözüm, güçlü uyum tedbirleri ve erken uyarı sistemleri ile birlikte yeşil enerjinin finanse edilmesinde yatmaktadır. Bu yaklaşım, dayanıklılığı artırmakta, enerji yoksulluğunu azaltmakta ve istihdam yaratmaktadır. İklim finansmanının artırılması ve etkili reformların uygulanması yoluyla Afrika, iklim kaynaklı zorluklarını kapsayıcı ve sürdürülebilir büyüme için fırsatlara dönüştürebilecektir.


ree

Kaynakça


Global Environmental Change 21 (2011) 227–237.

Africa suffers disproportionately from climate change. Please release, 04 Sep 2023: https://wmo.int/news/media-centre/africa-suffers-disproportionately-from-climate-change

Climate Policy Initiative. 2022. Landscape of Climate Finance in Africa: https://www.climatepolicyinitiative.org/wp-content/uploads/2022/09/Landscape-of-Climate-Finance-in-Africa.pdf

Maddison, David; Manley, Marita; Kurukulasuriya, Pradeep. 2007. The Impact of Climate Change on African Agriculture: A Ricardian Approach. Policy Research Working Paper; No. 4306. © World Bank. http://hdl.handle.net/10986/7510

WMO (State of the Climate in Africa 2023),

UNEP (Adaptation Gap 2023),

IEA (Africa Energy Outlook / World Energy Investment 2024),

CPI (Landscape of Climate Finance in Africa), AfDB, UNFCCC,

FT/Reuters reporting. 

 

©2025, Afrika Koordinasyon ve Eğitim Merkezi (AKEM) resmi sitesidir. Tüm hakları saklıdır.

bottom of page