top of page
  • Yazarın fotoğrafıEndris Mekonnen Faris

Yirmi Birinci Yüzyılda Afrikalılara Karşı Irkçılık ve Ayrımcılık

Demokrasi ve insan hakları gibi toplumsal söylemler; teknolojik ilerlemelerle birlikte, yirmi birinci yüzyıl insanının sosyo-politik etkileşimlerini, önemli aktörler olan devletlerin varlığı olsun ya da olmasın, giderek daha fazla karakterize etmektedir. Rakamlar, bir zamanların en önemli aktörleri olan devletlerin rolünün azaldığını, demokrasi ve insan haklarının savunulduğunu ve teknolojinin sayısız güçlü devlet dışı aktör tarafından kontrol edilip kullanıldığını gösteren büyüleyici bir sosyal gerçekliği resmetmektedir. Bu makalede ırkçılık, Afrikalılara yönelik ayrımcılık bağlamında ele alınacaktır.



Yirmi Birinci Yüzyılda İçinde Yaşadığımız Dünya

İçinde yaşadığımız dünya dünya, insanlara adil ve eşit davranma konusunda ne kadar değişti? Dünyamızın, insanoğlunun eşi benzeri görülmemiş ilerlemeleri ve insanlığı korumak için geliştirdiği yaygın araçlar göz önüne alındığında, ilerlemesi gerektiği kadar ileride olmadığı söylenebilir.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği'nin yıllık raporu ile Yüksek Komiserlik Ofisi ve Genel Sekreter'in ırkçılık ve ırk ayrımcılığına ilişkin raporları, "Afrikalıların ve Afrika kökenli insanların yaşamlarını etkileyen ırkçılığın sistemik doğasının artık daha geniş bir şekilde kabul edildiğini" göstermektedir. Rapor, Afrika kökenli insanların kaliteli eğitim ve sağlık hizmetlerine erişimde karşılaştıkları ırkçılık ve ayrımcılığın yanı sıra ekonomik ve sosyal haklardan yararlanmada dışlanmaya devam ettiklerini vurgulamaktadır. Bu durum, Afrikalıların dünyanın dört bir yanında ırkçı önyargı ve ayrımcılıktan kaynaklanan sonsuz mağduriyetlerinin bol miktarda mevcut ampirik teyidi ile uyumludur.



Bu yüzyılın öncekilerden farkı

Son otuz yıldır, 21. yüzyıla girerken, ırkçılığın ve ırk ayrımcılığının sona erdiğine işaret eden ve küresel çapta hissedilen bir dizi değişim yaşanmaktadır. Bunun sadece kağıt üzerinde ve kurumsal düzeyde olduğu söylenmektedir. Bununla birlikte, bazı noktalar bu çalışmada belirtilmeye değerdir.



Yerleşik Normlar

Devlet aktörleri ya da farklı büyüklükteki devlet dışı aktörler altında örgütlenen ve hareket eden insanlığın ezici bir çoğunluğu, renkli insanların ve kökenlerinin insanlığı ölçmek ve yargılamak için bir parametre olarak kullanılmaması gerektiğine dair bir inancı öznel olarak paylaşmaktadır. Bu tür yazılı ve yazılı olmayan normlar, ırk farklılıkları nedeniyle varsayılabilecek ve uygulamaya konulabilecek eşitsizlikler konusunda cesaret kırıcı bir izlenim vermektedir.

Dünya toplumları, insanlığın ırkçılığa ve ayrımcılığa karşı durma arzusunu ifade etmesine yardımcı olmayı amaçlayan bağlayıcı olmayan birçok bölgesel ve küresel bildirgeyle tanışmıştır. Normlar, fiziksel olarak güçlendirecek icra gücünden yoksun olmalarına rağmen, devletler ve devlet dışı aktörler üzerinde muazzam bir etki yaratmak için kamusal bilgi teşkil ederler ve ahlaki olarak bağlayıcıdırlar.



Rejimler

Özellikle ırkçılık ve ayrımcılığa karşı hizmet etmeyi amaçlayan yasaklar; devlet, bölgesel ve küresel düzeylerde çeşitli anlaşma ve sözleşmelerde kodlanmıştır. Birçok girişim, ırkçılığı ve ırksal ayrımcılığı önlemeyi amaçlayan faaliyetleri düzenlemek için örgütsel yapılar oluşturur.

Bu rejimler, devlet aktörleri tarafından üzerinde mutabık kalınan ve onaylanan sözleşmeler veya antlaşmalardan oluşur. Dolayısıyla bu tür platformlara taraf olan ülkelerden, ırkçılık ve ayrımcılıkla mücadele eden politikalar benimseyerek bunları uygulamaya dönüştürmeleri beklenir. Hem devlet düzeyinde hem de uluslararası düzeyde her zaman bağlayıcı yasal yükümlülükler getirdikleri için, anlaşmalar ve sözleşmeler ırkçılık ve ayrımcılıkla mücadelede önemli bir değişim yaratma konusunda çok daha başarılıdır.

Irkçılık ve ırk ayrımcılığına karşı hakkın korunması ve uygulanması için geliştirilen kilit uluslararası rejimler arasında Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşme (ICERD) yer almaktadır. Bu rejim, 1963 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilen bir kararın ardından ortaya çıkmış ve 150'den fazla ülke tarafından onaylanmıştır, ancak 2001 yılında Irk Ayrımcılığına Karşı Üçüncü Dünya Konferansı'nın düzenlenmesinden sonra yeniden dikkat çekmeye başlamıştır.


Referanslar;

International Convention on the Elimination of All Forms of Racial Discrimination: https://www.mfa.gov.tr/international-convention-on-the_elimination-of-the-all-forms-of-racial-discrimination.en.mfa

Fighting Racism in the Twenty-First Century: https://law2.wlu.edu/deptimages/Law%20Review/61-4BrownIntro.pdf



5 görüntüleme
bottom of page