• Idris Mekonnen

Bülten | Tigray Çatışması Müzakerelerinde Odaklanılacak Konular

Devam etmekte olan barış süreci, hedefini gerçekleştirmek için bazı konuları vurgulamalıdır.


Bölge’deki büyük şiddet, yaklaşık iki yıl süren yıkıcı iç savaşın ardından Etiyopya'da silahların susturulduğu seviyeye etkili bir şekilde düşürülmüştür. Mevcut durumdan etkilenen sivillere insani yardım, yetersiz de olsa, ulaşmaya devam etmektedir. Bununla beraber, bölgedeki durum hassasiyetini korumakta ve ne yazık ki çatışmalar sona ermiş değildir. Buna karşılık, anayasal düzeni koruyacak ve çatışmayı barışçıl bir şekilde sonlandırmayı amaçlayan siyasi çözümlere daha fazla dikkat çekilmektedir. Bu doğrultuda, hem federal hükümet hem de Tigray eyaletindeki bölgesel yönetim, cesaret verici barış sürecine katılmıştır. Bu girişim, hem bölgesel hem kıtasal hem de küresel düzeyde hak ettiği desteği görmelidir.


Barış sürecini çevreleyen önemli noktalar


4 Kasım 2020'de Tigray bölgesel eyaletinde otuz yılın ilk büyük savaşı olarak değerlendirilen savaş patlak vermiştir. Bu savaşta bölgesel hükümet ile merkezi hükümet karşı karşıya gelmiştir. Birleşmiş Milletler’inn yayınladığı rapor da dahil olmak üzere pek çok görüş; düzenli ve düzensiz yerel milislerin ve komşu Eritre'nin, Etiyopya Savunma Kuvvetleri ile birlikte savaşa dahil olduğuna dayanmaktadır. Bu durum; Etiyopya hükümetinin Tigray’daki savaşta tek aktör olmadığı durumlarda, çekişmenin kilit noktalarının neler olduğunu ve savaşan tarafların başarılı ve kalıcı bir barışa nasıl ulaşabileceğini anlatmaktadır.



Tigray savaşının tam merkezinde; hâlihazırda dağılmış olan EPRDF partisinin, 2018'de atanan lideri Abiy Ahmed'in öncülüğünde yürütmek zorunda olduğu reform anlaşmazlığı yatmaktadır. EPRDF üyesi olan ancak benzersiz bir etkiye sahip olan TPLF, parti içindeki ve ülke çapındaki haksız payını genişletecek yavaş ve kontrollü reform talep etmiştir. Abiy ise, yeni bir lider arayışını pekiştiren ve her şeyiyle bir değişim arayan bu yaklaşımı şiddetle reddetmiştir. İktidar partisinin tüm üyeleri yeni liderliği desteklemekte önemli bir birlik gösterirken TPLF'nin kendi tarafında izole olması, liderliğin yavaş yavaş başkentten Tigray bölgesel yönetiminin başkenti Mekelle'ye geçmesine neden olmuştur. Yaşanan pek çok olay parti içinde başlamış olsa da siyasi krizin etkileri ülke çapında ve bölgede kendisini göstermiştir. Kriz, Etiyopya'yı otuz yıl içinde başka bir iç savaşa sürükledi ve önemli birkaç noktayı netleştirmiştir. Bu noktalardan üçünün vurgulanması gerektiği söylenebilir.


İlk sırada, anayasa ve anayasal olarak kutsal kabul edilen siyasi ideoloji gelmektedir. Etiyopya yüksek yasası, ülkenin şimdiye kadar izlediği 1991 sonrası siyasi dinamikleri tanımlayan siyasi ideoloji çizgisini belirlemektedir. Güçlü TPLF de dahil olmak üzere bir dizi siyasi aktör, toplumları bir ulus olarak öne süren siyasi düşünce temelinde angajman alanını aşmıştır. Buna göre; ulus altı düzeydeki kimlik, ulusal düzeydeki kimlikten önce gelmektedir. Önde gelen siyasi ajanların, siyasi kimliklerini kendi grupları içinde Oromo, Tigray, Afar ve Somali gibi tanımlarken başkalarının içinde Etiyopyalı olarak tanımlamaları, bu eğilimi iyi bir şekilde yansıtmaktadır.


Bu durum hâlihazırda tartışmalı bir durumdur. Nitekim, bir yanda TPLF ve onun ideolojik ittifakları ile diğer yanda merkezi hükümetle geçici olarak ittifak kuran diğer sağcı siyasi gruplar arasındaki anlaşmazlıkların merkezinde, anayasanın yapısal olarak garanti altına aldığı kimlik önceliği konusunda bir anlaşmazlık yattığı söylenebilir. TPLF ve diğer muhalefet partileri bunun devam etmesini isterken, merkezi hükümet zaman zaman yumuşak davranmış ve siyasi çizgilerin anayasal anlayışından sapmıştır. Böylece ülke çıkarlarının, varoluşsal bir tehditle karşı karşıya olduğundan şüphelenilmesine yol açmıştır.


Öte yandan, arazi anlaşmazlıkları hususu da devam eden çekişmeyi anlamada önem arz etmektedir. 4 Kasım 2020 tarihinde savaş patlak vermeden önce, Tigray bölge yönetimi batıda Sudan ile sınır komşusuydu. Müttefik kuvvetler Mekelle'ye ilerleyip kontrol altına alırken, Tigray'ın büyük bir bölümünü ele geçirmiştir. Bir yıl süren şiddetli bir savaşın ardından, Tigray silahlı kuvveti bölgesel gücü geri almıştır. Tigray bölgesinde işleyen hükümeti yeniden kurmak için uygulanan kararlı bir dönüşe rağmen; yasal olarak Batı-Tigray sınırı olarak bilinen bölge, komşu Eritre'den destek aldığı iddia edilen Amhara bölgesel yönetimi düzensiz silahlı grupları tarafından hala kontrol edilmektedir. Bu süreçte Tigray hükümeti, anayasalar temelinde mülkiyet iddiasında bulunarak statükoyu yeniden kurabileceklerini savunmuştur. Amhara bölgesel güçleri ise, bölgeyi Amhara bölgesel yönetimine dahil etmeye çalışan alan üzerindeki güçlü kontrolü görmezden gelmiştir. Federal hükümetin siyasi duruşunun, bu tartışma özelinde daha fazla açıklanması gerekmektedir.



Federal düzeyde güç paylaşımı konusu, çatışmaya dair önemli noktalardan bir diğeridir. Kuzeyde patlak veren yıkıcı savaştan birkaç yıl sonra, merkezi hükümet etnik Tigrayları tasfiye etmiş ve neticede Tigray bölgesinin federal düzeyde neredeyse rızaya dayalı temsili sağlanamamıştır. Tigray, Etiyopya'da 2021'de yapılan genel seçimlere katılmamış ve bunun sonucunda ise her iki mecliste de boş koltuklar kalmıştır. Tigraylar siyasi alandaki yetersiz temsilinin yanı sıra; etnik profilleme, düşmanca saldırı, yaygın gözaltı ve bölge dışındaki insanların ayrım gözetmeksizin marjinalleştirilmesi gibi etkenler Etiyopya'daki Tigraylıların sürgün edilmesine ve kamusal alanlardan uzaklaşmasına yol açmıştır.


Müzakere, sorunları nasıl ele almalı?


Yukarıda vurgulanan önemli noktalar, Tigray güçleri ile Etiyopya hükümeti arasında sürmekte olan müzakerelerde adil bir şekilde masaya yatırılmalıdır.


Anayasadan kaynaklanan çekişmelere gelince, ihtilafların tartışılması ve çözümlenmesinde en son başvurulacak kaynağın, ana yasa olduğu söylenebilir. Her iki tarafın da anayasa hükümlerinin işlerliği konusunda taahhütte bulunduğu düşünüldüğünde bu husus, son derece önem arz etmektedir. Bununla beraber, Etiyopyalıların çoğunluğu ana yasayı ülkeyi bir arada tutmak ve iç ve dış ilişkilerini yürütmesine yardımcı olmak için uygun gördüğünden, anayasanın gerektiği gibi işlediği unutulmamalıdır.


Sınır ihtilafına gelince; sorunsuz ve dostane bir çözüm için, savaş öncesi gerçeklerin mevcut gerçeklikle uzlaştırılması gerektiği söylenebilir. Ülkenin egemen toprakları ile bölgesel sınırlar, hem bölgesel hem de ulusal düzeyde anayasalar tarafından geniş çapta tanınmaktadır. Nitekim Batı Tigray'deki tartışmalı arazi, Kasım 2020'de şiddet patlak verene kadar onlarca yıldır Tigray bölgesel devletinin idaresi altındaydı. Amhara eyaletinin bölgesel anayasası, ihtilaflı bölgeyi hiçbir zaman kendi yargı yetkisine dahil etmemiştir. Her ikisi de Amhara bölgesel devletinin düzensiz silahlı kuvvetlerinin kontrolü altında kaldığını iddia ederken, bu durum henüz değişmemiştir. Ancak hem Eritre hem de Sudan ile sınır komşusu olan tartışmalı topraklarda, federal hükümetin de büyük bir çıkarı olduğu söylenebilir. Bu durum, federal hükümetin ulusal grubun çıkarları ile ulus altı grupların çıkarları arasında köprü kurmak için pragmatik bir çözüm bulması gerektiğinin altını çizmektedir.


Vurgulanacak son konu, çatışan gruplar arasında güç paylaşımına odaklanan çekişme ile ilgilidir. 1990'larda EPRDF saltanatının başlamasından sonraki otuz yıl boyunca TPLF, iktidar partisi ve dolayısıyla Etiyopya devleti üzerinde rakipsiz bir kontrol sağlamıştır. 2018'de başlatılan kapsamlı reform ve ardından gelen yıkıcı iç savaşın ardından, Tigray bölgesi federal düzeyde anlamlı bir temsile sahip değildir. Anayasal olarak kabul edilen demokratik güç paylaşımına yanıt veren kalıcı bir çözüm bulmak için merkezi hükümet ve Tigray güçleri arasında güçlü bir denge sağlanmalıdır.



4 görüntüleme