• Alioune Aboutalib Lô

Bülten | Etiyopya'nın Afrika ve Afrika Birliği'ndeki Tarihsel ve Öncü Rolü

Afrika'nın kurtuluşunda tarihsel ve öncü rolüyle Etiyopya, kıta tarihinin kilit aktörlerinden biridir. Afrika Birliği'nin (AU) merkezi ve Afrika Birliği Örgütü'nün (eski AU) kurucularından biri olan bu Doğu Afrika ülkesi; Afrika tarihinin sömürgeci güçlere karşı mücadele ve post-kolonyal döneminde önemli bir rol oynamıştır. Etiyopya'nın Afrika'da tahliye etmek için doğal bir sorumluluğu var gibi görünmektedir ve bu da ona kıtasal bir lider rolü vermektedir. Bu makale ilk olarak Etiyopya'yı özgür bir Afrika'nın doğal lideri yapan tarihi çerçeveye odaklanmaktadır. İkinci olarak ise, Etiyopya'nın Afrika Birliği'ndeki rolünün temel unsurlarını ortaya çıkarmaktadır.



Etiyopya'nın Dış İlişkiler ve Ulusal Güvenlik Politikası ve Stratejisi'nde (FANSPS) şöyle belirtilmektedir: “Etiyopya, başından beri, neredeyse tek başına kaldığı bir zamana kadar uzanan Afrika ve Afrikalıların davasını kararlılıkla savundu.” [1]. Gerçekten de Etiyopya, siyasi statüsünün özelliği nedeniyle özgür bir Afrika'nın lideri olmuştur. Zira Etiyopya, öznesi İtalya olan bir Avrupa sömürge gücünün saldırısını yenen tek Afrika ülkesidir. Nitekim Etiyopya, sömürgeleştirilememiş, kurtuluş hareketini desteklemek için önemli bir rol üstlenmiş ve kıtadaki Pan Afrika duygusunu etkilemiştir.


Etiyopya'nın Afrika'daki Tarihsel Rolü


1896'da, sömürgeciliğini Afrika'ya yayma girişimlerinde İtalya, Etiyopya'da İmparator Menelik II tarafından yenilmiştir. [2] Böylece Etiyopya ve Liberya, sömürgeci güçler tarafından yönetilmeyen yegâne ülkeler olmuştur. Sömürgeci bir güce karşı egemenliğini koruyan tek Afrika ülkesi olarak kıtadaki kurtuluş hareketlerinin referansı haline gelmişlerdir. Örneğin 1950'ler ve 1980'ler arasında Etiyopya, sömürgeciliğe karşı hareketleri destekleyerek ve askeri eğitim vererek, Güney Afrika Apartheid rejimini reddettiğini ifade ederek ve özellikle Güney Afrika'nın Güneybatı Afrika üzerindeki BM onaylı koruyucusuna (Namibya) karşı bir dava açarak kilit bir lider rol oynamıştır. [3] Askeri desteğe ek olarak (Nelson Mandela örneği), Etiyopya ayrıca Afrika hareketlerine diplomatik ve maddi destek sağlamakta ve özgürlük mücadelelerini teşvik etmektedir. Bağımsızlıktan sonra, İmparator Gabriel Haile Selassie'nin rolü, Afrika'nın birliği arayışında ve 1963'te Addis Ababa'te Afrika Birliği Örgütü'nün (OAU) kurulmasına yol açan Bağlantısızlar Hareketi'nin sürdürülebilirliği açısından çok önemli olmuştur. Bağımsızlığını kazanan devletler, Patrice Lumumba suikastı, Cezayir'in Fransa'ya karşı savaşı ve Afrika Birleşik Devletleri'nin hemen kurulup kurulmaması gibi konularda bölünmüşlüğün hâkim bir ortamda Afrikalı liderleri bir araya getirerek Afrika Birliği Sözleşmesi'ni imzalamalarını sağlamıştır. [4] Tarihçi Amzat Boukari-Yabara bu konuda şöyle demiştir: “O dönemde konuşmak için ortak bir yol bulmaya ihtiyaç vardı. 1963 yılında Etiyopya İmparatoru Haile Selassie, Addis Ababa'da tüm Afrika ülkelerini bir araya getiren bir konferans düzenledi. Afrika ülkelerinin hepsi bir konferans masasında bir araya geldi. İki gün içinde bu meseleleri tartışmak üzere ve ortak bir çerçeveye sahip olmak için Afrika birliği için bir örgüt kurmaya karar verdiler.” [5]. Böylece Addis-Ababa, AU 2002'de Afrika Birliği olacak olan OAU'nun merkezi olmuştur. Bu tarihsel rol, Etiyopya'nın kıtadaki ve Afrika kurumlarındaki “sorumluluğunu” göstermektedir.


Etiyopya'nın Afrika ve Afrika Birliği'ndeki Rolü


Etiyopya, Afrika Birliği'nin beşiği olarak kabul edilmelidir. OUA'nın merkezi olan Etiyopya, 2001'de Addis-Ababa'da kurulan ve 2002'de Güney Afrika'da faaliyete geçen AU'nun merkezi olarak kalmıştır. Ayrıca AU Komisyonu, tüm AU üye devletlerinin Daimi Temsilciler Komitesi (PRC), Barış ve Güvenlik Konseyi (PSC), Afrika'daki İstihbarat ve Güvenlik Hizmetleri Komitesi (CISSA), Pan Afrika Ticaret ve Sanayi Odası, Birleşmiş Milletler Afrika Ekonomik Komisyonu, Afrika Havacılık Merkezi Afrika Bekleme Gücü ve Afrika'ya odaklanan diğer birçok küresel STK dahil olmak üzere birçok AU organına ve pan-Afrika kurumuna ev sahipliği yapmaktadır. Bu nedenle Etiyopya "Afrika'nın Diplomatik Merkezi (hub)" olarak tanımlanmaktadır. [6].


Bu statüye ek olarak Etiyopya, diplomatik liderliği, askeri gücü ve arabulucu rolü ile Afrika Boynuzu'nda kilit bir devlet niteliğine sahiptir. Nitekim bölgede istikrarsızlık; onu, Güney Sudan, Somali, Sudan ve Eritre'den gelen 850.000'den fazla mülteciye ev sahipliği yapan bir ülke olmaya itmiştir. [7] Aynı zamanda Afrika'da barışın inşasında kilit bir rol oynamakta olan Etiyopya, BM ve AU barışı koruma misyonlarına en büyük katkıda bulunan ülkelerden biridir. 2018 yılında Afrika Birliği Komisyonu Başkanı Moussa Faki Mahamat, “Etiyopya sadece Afrika Birliği Genel Merkezi'ne ev sahipliği yapmakla kalmıyor, aynı zamanda birliğin önemli bir üyesi. Bu nedenle Etiyopya, bölgesel barış ve güvenliğin desteklenmesinde ve kıta gündeminin takibinde kilit bir rol oynamaktadır.” diyerek bu konuyu vurgulamıştır. [8] Gerçekten de Etiyopya; özellikle Darfur, Güney Sudan, Somali ve Eritre konuları ile meşguldür. Ülke içindeki bazı siyasi gerilimlere rağmen, ülke nispeten istikrarlı kalmış ve son on yıldaki ekonomik büyümesi ile bölgedeki yerini ve statüsünü pekiştirmiştir.


Bununla birlikte, Etiyopya'nın Afrika'daki dış politikasına ve Afrika Birliği'ne yaklaşımı, olması gerekenden daha az hırslı olarak algılanmaktadır. Nitekim, Afrika Boynuzu'nda aktif olsa bile, Afrika Birliği'ni kendi çıkarları doğrultusunda etkileme kapasitesini yeterince kullanmamakta ve önemsememektedir. Maru ve Abate bu konuda şu görüşü savunmaktadır: "Pan Afrikacılığın tohumlarının atıldığı yer olmasına, Afrika Birliği'nin kurulmasındaki başlıca güç olmasına ve elli yıldır Afrika Birliği'ne ev sahipliği yapmasına rağmen Etiyopya; Afrika Birliği'ne yönelik, ulusal çıkarlarını ve bu çıkarların Afrika Birliği'nde stratejik olarak nasıl takip edileceğini açıkça ifade eden, kendine özgü kapsamlı bir politikadan yoksundur." [9] Örneğin, Addis-Ababa önde gelen görevlerin seçimini etkileyememiş ve adaylarını tanıtamamıştır. Ayrıca, Selassie'nin ilham verdiği "Etiyopyacılık" ve Pan-Afrikanist politika, birbirini izleyen rejimler tarafından Afrika'daki çekiciliğine yönelik başarılı bir strateji geliştirmek için bir yumuşak güç potansiyeli kaynağı olarak kullanılmamıştır. Etiyopya, tarihi ve Kurtuluş hareketine verdiği destek sayesinde gerçek bir diplomatik potansiyele sahiptir. Aynı zamanda 1950'ler ve 1960'larda Afrikalı öğrencilere burslar vererek onlar için bir eğitim merkezi olmuştur. Bu tarihi rol, ülkeye Afrika'da daha iddialı bir dış politika çerçevesi kazandırabilir.

[1] Dr Mehari Taddele Maru ve Abel Abate, “Ethiopia’s Policy towards the AU: Time to Look beyond Unique Contributions and Special Responsibilities”, t.y., 4. [2] Addis Fortune, “Ethiopia’s Singular Role in Uniting Africa”, erişim 23 Eylül 2022, https://addisfortune.net/columns/ethiopias-singular-role-in-uniting-africa/. [3] Fortune. [4] Pape Atou Diaw, “Journée mondiale de l’Afrique, que célèbre-t-on ?”, BBC News Afrique, erişim 23 Eylül 2022, https://www.bbc.com/afrique/region-61511316. [5] Diaw. [6] Maru ve Abate, “Ethiopia’s Policy towards the AU: Time to Look beyond Unique Contributions and Special Responsibilities”. [7] ISSAfrica.org, “Why the African Union Needs a Stable Ethiopia”, ISS Africa, 16 Mart 2018, https://issafrica.org/iss-today/why-the-african-union-needs-a-stable-ethiopia. [8] ISSAfrica.org. [9] Maru ve Abate, “Ethiopia’s Policy towards the AU: Time to Look beyond Unique Contributions and Special Responsibilities”.

3 görüntüleme