• Muhammed Salih Demirtaş

Analiz | Hindistan’ın Afrika’daki Stratejik Menfaatleri



Hindistan’ın Afrika politikasındaki önemli stratejik çıkarlardan biri enerji kaynaklarına erişim ve enerji yollarının güvenliğinin sağlanmasıdır. 2013 yılında dünyanın en büyük 3. enerji ithalatçısı, 2015 yılında ise en fazla ham petrol ve petrol ürünleri ithal eden 4. ülke olması sebebiyle Hindistan’ın enerji güvenliği hayati bir öneme sahiptir. Petrol ithalatının %60’ından fazlasını Körfez ülkelerinden, %15 kadarını ise başta Nijerya ve Angola olmak üzere Afrika ülkelerinden karşılamaktadır. Bu durum enerji tedarikinin çok büyük bir kısmının sağlandığı Hint Okyanusu’nun ve özellikle Afrika Boynuzu açıklarının emniyetini gündeme getirmektedir. 2040 yılında Hindistan’ın küresel enerji talebinde öngörülen artışın dörtte birinden fazlasını oluşturacağı düşünüldüğünde, Hint Okyanusu’ndaki enerji güvenliği meselesi, Yeni Delhi yönetiminin Hint Okyanusu’nun Afrika’ya bağlı bölgelerinde atacağı adımları daha da önemli kılmaktadır.


Hindistan’ın ithalatında kritik öneme sahip alanlardan biri ise hammaddelerdir. Kobalt ve koltan gibi mineraller, altın ve değerli madenler, teknoloji ve sanayide kullanılan metaller, petrol ve kömür gibi enerji kaynakları ile beraber Hindistan’ın 2019’daki toplam ithalat sepetinin yarısına yakınını oluşturmaktadır. İthalattaki aslan payı enerji sektörüne ait olsa da, hammadde ve minerallerin payı inkar edilemez. Diğer yandan Afrika hem enerji kaynakları açısından hem de doğal kaynaklar yönünden büyük bir zenginlik içermektedir. Bu zenginliği oranlar üzerinden değerlendirilecek olursak, Afrika bilinen dünya ham petrol rezervlerinin %10’u, dünyadaki altın kaynaklarının %40’ı, krom ve platin gibi teknoloji ve sanayi alanında kullanılan metallerin %90’ı olmak üzere, bilinen tüm doğal kaynak ve madenlerin %30’unu elinde bulundurmaktadır. Hindistan’ın ithalat sepetindeki enerji ve mineral kaynaklarındaki oranın yüksek olması ve gelişimi ile orantılı olarak bu doğal kaynaklara yönelik talep artışı göz önüne alındığında, Afrika’nın Hint dış politikasında stratejik bir değer taşıdığını ve uzun vadede bu stratejik değerin daha da artacağını öngörmek zor olmaz.


Hindistan’ın Afrika ülkeleri ile olan ticaret hacmi 2019 yılında 68.6 milyar dolar civarındadır. Bunun 38 milyar dolarını ithalat, 30.6 milyar dolarını ihracat oluşturmaktadır. İthalattaki en büyük ortakları sırasıyla Nijerya, Güney Afrika Cumhuriyeti, Gana ve Angola’dır. Hindistan’ın Exim Bank verilerine göre kıta ülkeleri ile olan ithalatında %41.7 ile petrol ve petrol ürünleri, %14.9 ile altın ve değerli madenler, %10 kömür ve türevleri, %7.5 ile metal olmayan madenler, % 6 ile doğal gaz ve türevleri, %5.5 ile metal ve türevleri, %4.3 ile meyve ve sebzeler, %3.2 ile inorganik kimyasallar ön plana çıkmaktadır. Hindistan’ın kıtadaki en büyük ihracat ortakları ise sırasıyla Güney Afrika Cumhuriyeti, Nijerya, Mısır, Mozambik, Kenya ve Tanzanya’dır. İhracatta ön plana çıkan ürünler ise %15.3 ile rafine edilmiş petrol ve petrol ürünleri, %13 ile tıbbi araç gereçler ve ilaçlar, %10.5 ile karayolu araçları, %7.8 ile hububat, %6.4 ile tekstil, %3.4 ile imalata yönelik özel makine araçları ve %3.1 ile işlenmiş demir ve çeliktir. Ayrıca organik kimyasallar, işlenmiş metaller, elektrikli araçlar ve sanayide kullanılan makineler gibi katma değeri yüksek olan ürünler de Hindistan’ın kıtaya yönelik ihraç kalemleri arasındadır.


Yeni Delhi yönetimi ile Afrika ülkelerinin 2002’de 9.4 milyar dolar olan ticaret hacimlerini, 2019’da 68.6 milyara çıkarmaları dikkate değerdir. Hindistan devletine ait EXIM Bank’ın, 2002’de Afrika’daki bazı ülkelerle karşılıklı yatırım ve ticareti arttırmak için ortaya koyduğu “Focus Africa” programı ile özellikle Doğu Afrika ülkeleri ile ticaretini arttırmayı hedeflediği, aynı şekilde 2004’de Batı Afrika ülkeleri ile de “TEAM-9” inisiyatifi aracılığıyla, teknoloji ve ekonomi alanında bir ortaklık oluşturmaya çalıştığı görülmektedir. Uzun yıllar boyu inişli-çıkışlı karşılıklı geliştirilen bu ilişkiler, kıtadaki birçok dış aktörün de yaptığı gibi, Afrika Birliği’nin kurumsal kimliği üzerinden gerçekleştirilen düzenli zirvelerle istikrarlı hale getirilmiştir. En son yapılan 2015’deki zirvede Afrika’nın sürdürülebilir kalkınmasını geliştirmek için yatırımlar, enerji güvenliği ve tarımsal büyüme gibi başlıkların ön plana çıktığı görülmektedir. Bu bağlamda Hindistan’ın Afrika ülkelerine yaptığı doğrudan yatırımlarda enerji, tarım, sağlık ve telekomünikasyon sektörleri ön plana çıkmaktadır.


Hindistan, Afrika’da doğrudan yabancı yatırım hususunda ilk 10 ülkeden biridir. Doğrudan yatırımlarının değeri 2011’de 16 milyar dolar, 2016 ise 14 milyar doları bulmuştur. Diğer yandan Afrikalıların Hindistan’daki yatırımları ise 2013 yılında 65 milyar dolar civarındadır. Bu durumun en önemli sebeplerinden biri nüfusunun yaklaşık üçte ikisi Hint kökenli olan ve Hindistan’ın Hint Okyanusu’nda stratejik bir üs olarak kullandığı Moritus’un, off-shore bir finans merkezi olarak rol oynamasıdır. Hindistan’daki Afrika yatırımlarının tamamına yakınının bu ülkeye ait olması bu durumu açıklar niteliktedir. Fakat buradan Hindistan’a gerçekleşen doğrudan yabancı yatırımların önemli bir kısmı, yine ada ülkesinin vergilendirmeden bağımsız oluşundan faydalanan ve sermaye kazanç vergisinden kaçınmak isteyen Hintli şirketler tarafından yapılmaktadır. Hintli şirketler Afrika’ya olan yatırımlarını da yine Moritus üzerinden gerçekleştirmektedir. Hindistan’ın kıtadaki en önemli yatırım alanları tarım, sağlık, bilgi teknolojisi, enerji, tekstil ve otomotiv sektörleri üzerinedir. Her ne kadar Hindistan kıtada yatırım ve finans yönünden varlık gösterse de Çin’in gölgesi altında kaldığı için Pekin yönetimini kendisine rakip olarak görmektedir. Bu rekabetin en yoğun yaşandığı bölge ise Doğru Afrika’dır. Çin’in Doğu Afrika’da Kenya, Tanzanya, Moritus ve Mozambik limanlarının gelişmesi için yatırımda bulunması ve Hint Okyanusu’nda etkin olması Hindistan’ı tedirgin etmektedir.


2004 yılında ABD’li Savunma Danışmanlarından Booz Allen Hamilton’un ortaya koyduğu “İnci Dizisi” (String of Pearls) teorisine göre Çin, Ortadoğu’dan Güney Çin Denizine uzanan deniz hattında bir stratejik ilişkiler ağı inşa etmektedir. Bu stratejik ilişkiler temelde Çin’in enerji çıkarlarını korumayı hedeflerken diğer yandan Çin’in Hint Okyanusu üzerindeki kontrolünü de arttırmaktadır. Çin’in yukarıda bahsedildiği üzere Doğu Afrika limanlarında yatırımlarda bulunması ve bu sulardaki varlığını arttırması, Hintli yetkililer tarafından bir güvenlik meselesi olarak algılanmaktadır.


Hindistan Uzun vadede Hint Okyanusu’nda Çin tarafından askeri bir kuşatmanın içinde olabilme ihtimalini göz önünde bulundurarak Hint Okyanusu’ndaki ada devletleri ile güvenlik işbirliklerini arttırmaya yönelmiştir. Özellikle Modi Hükümeti döneminde Hint Okyanusu’nun güvenliği Yeni Delhi yönetiminin öncelikleri arasında olmuştur. Aden Körfezi’nden Güney Afrika Cumhuriyeti’ne kadar olan Doğu Afrika açıkları Hindistan’ın Hint Okyanusu’ndaki güvenlik politikalarının parçalarıdır. Bu bağlamda Modi 2015’te Şeyşeller ve Moritus’a, 2016 yılında ise Hint Okyanusu kıyıdaşı olan Güney Afrika Cumhuriyeti, Mozambik ve Kenya’ya yaptığı ziyaretlerde Hint Okyanusu’ndaki güvenlik meselesini gündeme getirmiş ve bu alanda işbirlikleri yapmıştır. Diğer yandan Hindistan’ın Hint Okyanusu’nda Çin’e karşı Afrika’da varlık gösteren bir diğer güç Japonya ile stratejik ortaklığı bulunmaktadır. Bu bağlamda Pekin yönetiminin Hint Okyanusu üzerinde kontrol kurması ve yayılmasına karşı teyakkuzda olan Yeni Delhi yönetiminin, bölgede Çin’i dengelemeye yönelik politikalarının parçası olan Doğu Afrika sahilleri ve ada ülkelerinde güvenlik alanında ortaklık ve işbirlikleri kurması Hindistan için stratejik bir değere sahiptir.



69 görüntüleme