• Melisa Doğan

Analiz | Fransa’nın Sahel’deki Strateji Değişikliği

Güncelleme tarihi: Tem 13



Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 10 Haziran’da, Afrika’nın Sahel bölgesinde 2014 yılından beri yürütülen Barkan (Barkhane) Operasyonu’nun sonlandırıldığını duyurdu. Fransa’ya büyük bir mali yük getiren bu harekat aynı zamanda Fransa’nın en uzun süren harici operasyonu olma özelliği taşıyor. Harekatın tamamlanacağı aylar önce konuşulmuş olsa da, son günlerde Sahel’de yaşanan gelişmelerin ardından resmen duyurulması gündemde yoğun bir yer edindi. 5 binden fazla Fransız askerin akıbeti ve birçok ülkede yer alan üslerin nasıl kapatılacağı ise henüz netlik kazanmış değil. Zaten önemli olan husus teknik detaylardan ziyade, Fransa’nın bu strateji değişikliğinin sebepleri ve Afrika’daki varlığını ne şekilde sürdüreceğidir.


Barkan Operasyonu

Barkan Operasyonu 1 Ağustos 2014’te Avrupa ülkelerinin desteğiyle Fransa tarafından başlatıldı. Mali, Moritanya, Burkina Faso, Çad ve Nijer’i içine alan geniş bir alanda yürütülen harekatın amacının bu ülkelerde eylemlerde bulunan isyancı gruplarla ve terörle mücadele olduğu iddia edilmektedir. Aslında, 2012’de Mali’de yaşanan Azavad/Tevarık/Tuareg isyanının ardından Fransa’nın 11 Ocak 2013’te başlattığı ve 31 Temmuz 2014’te bitirdiği Serval Operasyonu’nun devamıdır. Fransa Barkan’a 3 bin askerle başladı, günümüzde asker sayısı 5 bini geçti ve bunların 51’i çatışmalarda hayatını kaybetti. Öte yandan harekata ağır silahlar, dronlar, helikopterler ve savaş uçaklarıyla büyük bir lojistik sağladı; söz konusu ülkelerde Fransız birliklerinin konuşlanması için askeri üsler kurdu.[1] 7 yıldır her sene 600 milyon ila 1 milyar euro arası maliyeti olan Barkan, Fransa’nın şimdiye kadarki en geniş çaplı dış harekatı olarak kaydedildi.


Bölgeyi aşırıcı unsurlardan temizleyerek çatışmaların yayılmasını engellemek; Büyük Sahra İslam Devleti ve Mağrip El Kaidesi gibi örgütlerle mücadele ederek devletlerin toprak bütünlüğünü korumak ve bölgede sürdürülebilir barış ve istikrarı sağlamak Barkan Operasyonu’nun en çok dile getirilen (veya iddia edilen) amaçları arasındadır. Bu kapsamda bölgede Fransa ile işbirliğini ve koordinasyonu güçlendirmek için 16 Şubat 2014’te Moritanya, Mali, Burkina Faso, Nijer ve Çad ‘‘G5 Sahel (G5S)’’ adında bir grup kurarak bölgesel destek verdi.[2] Son rakamlara göre 7 bin Afrika askeri harekata dahil edildi.


Serval’i de içine alan 8 yıllık sürede çok sayıda çatışma yaşandı ve siviller de dahil olmak üzere binlerce kişi hayatını kaybetti. Öte yandan bu savaş, G5S ülkelerinin savunma bütçelerini artırarak iktisadi gelişimlerine çok büyük bir engel teşkil etti. Operasyon şiddeti ve terörü önleyemediği gibi; yeni grupların türemesini, askeri darbeleri, darbe girişimlerini ve yolsuzluğun artmasını dolaylı/doğrudan tetikledi. En önemli sonuçlardan biri de Sahel ülkelerinde halkın tepkisini alarak var olan Fransız düşmanlığını üst düzeye çıkarmasıdır.


Derin Dönüşümün Sebepleri

Macron, Barkan Operasyonu’nun sonlandırıldığını duyurduğu açıklamasında ‘‘Sahel’deki askeri varlığımızın derin bir dönüşümünün vakti geldi’’ ifadesinde bulundu. Devamında Sahel ülkelerinin üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getirmediklerini ve sonu olmayan bu savaşı kazanmanın imkansız olduğunu belirtti.[3]


Afrika’daki eski sömürgelerine sıkça askeri müdahalelerde bulunan ve 8 yıldır Sahel bölgesinde operasyon yürüten Fransa’nın geri çekilmesini etkileyen birden fazla etken bulunuyor. İlk olarak Fransa’da yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yaklaşması (2022) bu kararın alınmasının en önemli sebebi. Daha önce belirtildiği gibi Fransa bu harekata başladığından beri yıllık neredeyse 1 milyar euro harcadı. Ülke ekonomisinde savunma giderlerine ayrılan pay arttı ve kamu yatırımları azaldı. Üstelik birkaç yıldır Fransa’da artan işsizlik oranı, yükselen vergiler ve son olarak yaşanan Kovid-19 salgını toplumsal tabanda Macron karşıtlığını artırdı. İktisadi refahı düşen Fransız halkı bu kadar büyük bütçeli bir operasyonun Fransa’ya geri dönüş/menfaat sağlamadığını düşünüyor ve başladığında da karşı oldukları eylemin devam ettirilmesini istemiyor. Diğer taraftan 51 Fransız askerinin bölgede hayatını kaybetmesi psikolojik ve duygusal olarak da halkın manevi desteğini azalttı. Dolayısıyla Macron’un kamuoyu baskısını yoğun hissetmeye başladığı ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bu durumun sebep olacağı dezavantajı dikkate aldığından bu adımı attığı iddia edilebilir. Yani Barkan’ın başlatılmasında olduğu gibi sonlandırılmasında da askeri gereklerden çok, siyasi çıkarlar ve hedefler etkili oldu.


Paris yönetiminin ulusal kamuoyunun yanı sıra sahada da destek kaybetmesi operasyonun sonlandırılma kararında etkili olan diğer önemli etkenler arasında yer alıyor. Fransa’nın bölgedeki en önemli müttefiki Çad Cumhurbaşkanı Idris Deby’nin Nisan ayında vefat etmesi ve oğlunun askeri darbeyle iktidara gelmesi kırılma noktalarından biri oldu. Nitekim böylece Operasyonun merkez üssü olan Encemine’nin belirsiz bir sürece girmesiyle şiddet sarmalı genişledi. Deby her şeye rağmen, Afrikalı liderler ve Fransa arasında işbirliğini sağlayan kilit isimdi. Libya Başkanı Muammer Kaddafi’nin devrilmesinin ardından Afrika’da en çok sözü geçen liderlerden biriydi. Bu sebeple ani vefatı bölgesel dengeleri sarsarak Fransa’yı yalnızlaştırdı.


Mali’de iç siyasette yaşanan gelişmeler diğer bir kırılma noktasını oluşturuyor. 24 Mayıs’ta ordunun darbe girişiminde bulunması ve Haziran 2020’deki darbeden sonra kurulan Geçiş Konseyi yetkililerini tutuklamasının ardından Fransa 3 Haziran’da Mali Ordusu ile yürütülen askeri operasyonlarını durdurdu. Böylece Barkan Operasyonu’nun yürütüldüğü ana cephe olan Mali’de müşterek adımların atılması imkansız hale geldi. Son olarak geçtiğimiz günlerde (4-5 Haziran) Burkina Faso’nun Nijer sınırında bulunan Solhan şehrinde El-Kaide örgütüne bağlı bir grubun 20’si çocuk 160 kişiyi katletmesiyle yoğunlaşan Fransa karşıtı söylemler de alınan kararın kamuoyuyla paylaşılmasında etkili oldu.


Öte yandan iktidara geldikten sonra komşularını harekete geçirmeye çalışan Macron Avrupalı ortaklarından da beklediği desteği alamadı. Sınır güvenliğini korumak ve Avrupa’ya yapılacak muhtemel göçleri engelleme noktasında yardıma çağırdığı Avrupa ülkeleri genel olarak Fransa’nın ‘‘yeni sömürgeciliğine’’ hizmet etmek istemiyor. Bu nedenle çoğu ülke bu askeri eylemlere uzak duruyor. Ayrıca Fransız siyasal sistemi yurt dışına asker göndermeyi cumhurbaşkanı kararnamesiyle mümkün kılarken; diğer ülkelerin çoğunda bunun için parlamentonun onayı gerekiyor ki, bu da çok zor.


Sahel’i Bekleyen Süreç

Öncelikle şunu belirtmeliyiz ki, Fransa Sahel’den tamamen çekilmiyor. Yalnızca başarısız olan Barkan Operasyonu’nu sonlandırdı. Bu kapsamda bölgede bulunan askeri gücün azaltılacağı ve bazı üslerin kapatılacağı açıklansa da süreç henüz belirsiz. Ancak bunun da kademeli olacağı, ilk merhalede bir yıl içinde asker sayısının 3 bin beş yüze, 2023’e kadar da 2 bin beş yüze indirileceği konuşuluyor. Diğer taraftan alışılagelmiş (konvansiyonel) çatışmaların yerine hedef odaklı özel kuvvet operasyonlarına ve hava saldırılarına ağırlık verilmesi bekleniyor.


Fransa’nın strateji değişikliğinde Barkan’ın görevini ise ‘‘Takuba Görev Gücü’’ üstlenecek. Takuba 2020’nin başlarında Mali’nin Gao ve Meneka şehirlerine konuşlandırılan özel bir güç. En önemli farkı ise bu birliğin Almanya, Belçika, Danimarka, Estonya, Norveç, Hollanda, Portekiz, Birleşik Krallık, İsveç ve Çekya gibi Avrupa ülkelerinin ortak kararıyla kurulmuş olması. Takuba şimdilik 600 askerden oluşuyor ve bunun yarısına yakını Fransız, 140’ı İsveç, kalanı ise Eston ve Çek askerleri. Macron’un hedefi ise toplam asker sayısını 2 bine çıkararak Avrupalı ve Afrikalılardan oluşan uluslararası bir güçle operasyonlara devam etmek.[4]


Fransa Barkan Operasyonu’nu sona erdirerek başarısızlığını kabul etse de yanına aldığı birkaç devletle siyasetine meşruiyet kazandırmaya çalışarak ‘‘Afrika’nın jandarması’’ rolünü oynamaya devam edecek. Sahel’i ‘‘güney sınırı’’ olarak gören ve burada yaşanan terörü kendisi için bir beka sorunu haline getirerek meşru bir zemin arayışında olan Fransa’nın yakın gelecekte, askeri-iktisadi her alanda, Afrika’dan tamamen çekilmesi ve ‘‘Afrikayı Afrikalılara bırakması’’ oldukça zayıf bir ihtimal. Şu ana kadar özgürlük-güvenlik ikilemiyle ikna ettiği halkının; barış ve istikrar vaatleriyle işbirliği yaptığı Sahel devletlerinin desteğini kaybetmesiyle stratejisini değiştiren Fransa bundan sonra diplomasiyi ve yumuşak gücünü ön plana çıkaracak gibi görünüyor. Sahel’deki emniyetsizlik Fransa’yı askeri açıdan gerçek anlamda tehdit etmiyor olsa da ekonomik açıdan büyük bir sorun teşkil ediyor. Sanayiden savunmaya, tarımdan enerjiye birçok alanda Fransa buraya bağımlı. Fransa’nın asıl endişesi de bölgede meydana gelebilecek en ufak bir güç boşluğunun başka aktörlerce doldurulmasıyla mevcut çıkarlarından yoksun kalmaktır. Nitekim Sahel kuşağı jeopolitik açıdan her geçen gün önemi artan bir bölge. Günümüzde Fransa’nın dışında Çin, ABD ve Rusya gibi küresel güçlerin de rekabet ettikleri bir alan. Petrol, uranyum, altın ve diğer birçok doğal kaynağın tedarikçisi olan bölge ülkeleri küresel enerji arz güvenliğinin merkez üslerinden biri. Dolayısıyla burada, askeri, iktisadi ve insani güvenliğin yanında enerji güvenliği de hayati öneme sahip.


[1] France Diplomatie, L’action de la France au Sahel, https://www.diplomatie.gouv.fr/fr/politique-etrangere-de-la-france/securite-desarmement-et-non-proliferation/crises-et-conflits/l-action-de-la-france-au-sahel/, erişim:13 Haziran 2021. [2] Le G5 Sahel, https://www.g5sahel.org/le-g5-sahel-2/, erişim: 13 Haziran 2021. [3] RFI, 10 Haziran 2021, Emmanuel Macron annonce «la fin de l’opération Barkhane en tant qu’opération extérieure», https://www.rfi.fr/fr/en-bref/20210610-emmanuel-macron-annonce-une-transformation-profonde-de-la-présence-militaire-française-au-sahel, erişim: 13.06. 2021. [4]France 24, 11 Haziran 2021, Sahel : quel dispositif envisagé pour remplacer l'opération Barkhane ?, https://www.france24.com/fr/afrique/20210611-sahel-quel-dispositif-envisagé-pour-remplacer-l-opération-barkhane, erişim:13.06. 2021.

123 görüntüleme