• Melisa Doğan

Analiz | Afrika Ekonomi Zirvesi: Siyasi Bir Hamle mi İktisadi Bir Çözüm mü ?




Paris 18 Mayıs Salı günü Afrika Ekonomi Zirvesi’ne ev sahipliği yaptı. Afrika’dan çok sayıda devlet başkanının katılımıyla gerçekleşen zirvede Tunus, Mısır, Senegal, Burkina Faso, Fildişi Sahili, Togo, Gana, Mali, Nijerya, Moritanya, Sudan, Etiyopya, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Ruanda, Angola ve Mozambik ülkeleri temsil edildi. Bunun yanı sıra zirveye G7, Avrupa Birliği, IMF, Dünya Bankası ve Afrika Kalkınma Bankası gibi önemli bölgesel ve küresel kurumlardan da üst düzey temsilciler katıldı.


Kovid-19 küresel salgınının Afrikalı ekonomilerde sebep olduğu büyük gerilemeye çözüm amacıyla düzenlendiği söylenen zirvenin ana temaları IMF’den Afrika ülkelerine tahsis edilecek özel çekme hakkının artırılması, borçların ertelenmesi ve salgınla mücadele için aşı temininin sağlanması oldu.


Salgının Afrika’daki Bilançosu

Afrika, sağlık açısından bakıldığında, şimdiye kadar korona virüs salgınında en az vakaya ve ölüm oranına sahip kıta. Yapılan test sayısının az olması, kentleşme oranın düşük olması, nüfusun büyük kısmının riskli sınıfta yer almayan genç kesimlerden oluşması gibi etkenler diğer bölgelerde görülen salgın tablolarının Afrika’da görülmesini engellerken diğer yandan yaklaşık 130 bin kişinin ölümüne sebep oldu.[1]


Vaka ve ölüm sayıları açısından salgından en az etkilenen Afrika ülkeleri buna karşılık, iktisadi anlamda oldukça zor zamanlar geçiriyor. Özellikle hammadde ihracatı temelli olan ülke ekonomileri, Nijerya, Cezayir, Kongo Demokratik Cumhuriyeti gibi petrol ve maden ihracatçıları bu sektörlerde yaşanan duraksamalarla epeyce geriledi. Diğer yandan turizmden ve hava yolu ulaşımından elde edilen gelirlerin kaybedilmesi de büyük etkiye sahip.


Salgın başlamadan önce de kırılgan ekonomiye sahip ülkeler şu anda aşırı borçlanmanın getirdiği yükle savaşırken uluslararası desteğe ihtiyaç duymaktalar. Bu doğrultuda Nisan 2020’de Paris Kulübü ve G20’nin girişimiyle uygulamaya konulan moratoryumla elli ülke yararına 5,7 milyar euroluk borç ödemesi ertelenerek ülkelere kolaylık sağlanmıştı.[2] Buna rağmen, Afrika ekonomisi son bir yılda % - 2,1 ile çeyrek asrın ilk negatif büyümesini (resesyon) gösterdi. Bu oranın 2021’de % 3,4 ve 2022’de % 4 ile toparlanacağı tahmin ediliyor ki bu da küresel ortalamadan yaklaşık iki kat düşük bir büyüme anlamına geliyor.[3] Afrika Bankası’na göre 2021’de kıtada 39 milyon insan aşırı yoksulluğa düşebilir. IMF’nin Nisan ayında yaptığı açıklamaya göre ise Afrika’nın mevcut durumdan kurtulabilmesi için 2025 yılına kadar 285 milyar dolarlık bütçe gerekiyor. Anlaşılacağı üzere kıta acil bir iktisadi desteğe ihtiyaç duyuyor. Ancak bu desteğin kısa vadeli bir çözümden ziyade uzun vadede yarar sağlaması özellikle Sahraaltı Afrika’da sürdürülebilir ekonominin tesisi için büyük önem taşımaktadır.


Macron’un Afrika İçin Yeni Düzen (New Deal) Siyaseti

Afrika’nın iktisadi buhranıyla ziyadesiyle ilgilenen Fransa Cumhurbaşkanı Macron Paris’te düzenlenen zirvede ABD’nin 1930’lardaki iktisadi krizi aşmak üzere devreye koyduğu yeni düzen siyasetini örnek alarak söz konusu ülkelerin ekonomilerine yönelik rahatlama, iyileşme ve reform çağrısında bulundu. Bu amaçla uluslararası topluma borçları askıya alma teklifleri sunan Macron’un asıl hedefi ise 33 milyar dolar olan Afrika özel çekme hakkını 100 milyara yükseltmek.


Özel çekme hakkı (Special Drawing Rights- SDR; Droits de Tirage Spéciaux- DTS), IMF’nin 1969 yılında uygulamaya başladığı milletlerarası ihtiyat (rezerv) aracı. Para akışı (likitide) sağlayan bu uygulama üye ülkelere ihtiyaç duyduklarında normal çekme haklarının dışında döviz temini sağlayan bir borçlanma yöntemi. Üstelik bu hak ülkelerin zenginliğiyle orantılı olarak veriliyor. Yani borç ödeyebilme durumu olan ülkelere kolaylık sağlıyor. Yoksul ülkeler de ekonomileri kadar küçük bir hak elde edebiliyor. IMF’nin Haziran ayında görüşülmesi planlanan teklifine göre korona virüs salgınının sebep olduğu krizde küresel toparlanmayı desteklemesi için üyelere toplam 650 milyar dolar özel çekme hakkı tahsis edilecek. Bu miktarın 24 milyarı Sahraalatı Afrika olmak üzere toplam 33 milyarı tüm Afrika’ya verilecek. Macron’un Paris’teki zirvede yaptığı açıklamaya göre Fransa’nın girişimiyle bu oran güçlü ekonomilerin desteğiyle 100 milyara tamamlanabilecek. Nitekim Macron zengin ülkelerin kendi özel çekme haklarının bir kısmını bu ülkelere vermesini talep ediyor.


Sudan’a İktisadi Destek

Alacaklı devletlerden borçları ertelemelerini veya silmelerini isteyen Macron, bu bağlamda 17 Mayıs’ta Sudan’ın Fransa’ya olan 4,1 milyar euroluk borcunu sileceğini ve IMF’ye olan borcunu ödeyebilmesi için 1,5 milyar dolar kredi vereceğini duyurdu. Almanya da Sudan’ın 360 milyon euroluk borcunu silmeyi kabul etti. 2019’dan bu yana siyasi geçiş sürecinde olan Sudan, yüksek enflasyon, kıtlık ve Kovid-19 salgınının sebep olduğu ciddi bir iktisadi bunalım yaşıyor ve halihazırda 60 milyar dolar dış borç yüküne sahip. Petrol ve maden zengini bu ülkeye gözü kapalı yapılan yardımdan sonra Fransa Ekonomi Bakanı Le Maire, uluslararı yatırımcıları; enerji, madencilik, tarım ve altyapı alanlarında Sudan’a yatırım yapmaya teşvik etti.[4]Sudan’ın İsrail’le ilişkilerini normalleştirme yolunda diplomatik ilişkiler başlatması karşılığında, 2020 Aralık ayında ABD de Sudan’ı terörü destekleyen ülkeler listesinden çıkarmış, 27 yıl boyunca uyguladığı ekonomik yaptırımlarına son vermiş ve 1,5 milyar dolarlık yardımda bulunmuştu.


Kovid-19 Aşılarının Tedariği

Paris Zirvesi’nde ele alınan öncelikli konulardan biri de korona virüse karşı başlatılan aşı kampanyasının Afrika’da yayılmasını sağlamak oldu. 2020 yılının son aylarında küresel düzeyde tedariği sağlanan aşılardan en az payı % 2’lik bir oranla Afrika alıyor. Mevcut durumda kıta nüfusunun sadece %1,3’lük kısmı sadece ilk doz aşıyı olabildi. Bu duruma dikkat çeken zirvede aşıların kıtada üretilmesini sağlamak amacıyla ilaç şirketlerinden fikri mülkiyetlerin ve telif haklarının kaldırılması istendi. Afrikalı liderlerin olumlu karşıladığı bu durumun, dışarıdan gelen aşılara duyulan güvensizlikten dolayı aşı olmayı reddeden nüfusun ikna edilmesine yardımcı olacağı düşünülüyor. Öte yandan bu yılın sonuna kadar Afrika nüfusunun % 40’ının aşılanabilmesi için ekonomik desteğe ihtiyaç duyulduğu vurgulandı.


Afrika Ekonomi Zirvesi Nasıl Değerlendirilmeli ?

Paris’te üst düzey katılımlarla düzenlenen zirvede mevcut sorunlar söylem boyutunda kaldı, somut sonuca bir sonuca varılamadan ve herhangi bir anlaşma imzalanmadan sona erdi. Katılımcılar, sadece talep edilen özel çekme hakları ve borç iptali hususlarını ‘‘gündemlerine alacaklarını’’ ifade etti. Konuların 11 Haziran’da toplanacak G7 ve Ekim ayındaki G20 Zirvelerinde tekrar ele alınması bekleniyor.


Macron’un yaklaşık iki yıldır sürekli dillendirdiği Afrika borçları meselesi, yeni borçlarla kapatılmaya çalışıldığı sürece ne yazık ki olumlu biçimde nihayete ermeyecektir. Yapılan yardımların oldukça düşük seviyede kalması ve kısa vadeli çözümler sunması Afrika devletlerinin hızlıca toparlanmasını sağlayamıyor. Kaldı ki söz konusu ülkelerin ihtiyaç duydukları siyaset Macron’un medet umduğu yeni düzen değil. Zira bu yöntem ülkelere yakın dönemde döviz temini sağlasa da, uzun dönemde IMF’ye ve diğer büyük güçlere bağımlı hale getirecek bir uygulama. Bu bağlamda Afrikalı liderler de özel çekme haklarının artırılmasından çok; ülkelerine yapılacak kalıcı yatırımlardan, çok taraflı ticaretten ve karşılıklı kazancın olduğu eşit bir düzenden yanalar. Afrika sorunlarına Afrika çözümlerinden başka seçenek uymuyor. En büyük sorumluluk ülkelerin kendi kaderlerini kendilerinin belirleyebilmesi için Afrika Birliği’ne ve Afrika Kalkınma Bankası’na düşüyor, Batı’ya değil.Atılabilecek en önemli adımlardan biri bu kurumların girişimleriyle, Afrika ortak pazarının kurulması ve bölgesel ticaretin canlandırılması olabilir. Diğer bir adım ise kamu ve özel yatırımları teşvik edecek yeni düzenlemeler getirmek. Böyece iktisadi toparlanma sağlanabilir ve bu alanlarda istihdam artacağı için işsizlik oranı düşürülebilir. Öte yandan petrol, uranyum, elmas ve altın gibi değerli madenler başta olmak üzere sahip oldukları tüm doğal kaynaklardan yararlanma hakkını öncelikle kendilerine vermeli; Fransa, ABD, Çin ve Rusya gibi küresel güçlerin hakim olduğu iktisadi bağımlılıktan kurtulmalı ve hiçbir durumda taviz vermemeliler.


Sonuç olarak, Afrika Ekonomi Zirvesi, Fransa’nın kıtadaki algısını iyileştirmek için yaptığı siyasi hamlelerden biri olmaktan ileriye gidemedi. Zirve, Afrika’daki siyasi, iktisadi ve askeri çıkarlarını korumaya çalışan Fransa’nın strateji değişikliğiyle yumuşak güç diplomasisine yöneldiğini bir kez daha gösterdi. Bu strateji, Çin, Rusya ve Türkiye gibi kıtada nüfuzunu artıran güçlerle yarışta sürdürülecek gibi görünüyor. Nisan Ayında Çad Devlet Başkanı İdris Deby’nin cenaze törenine katılan Macron, önümüzdeki günlerde de Ruanda ve Güney Afrika’yı ziyaret ederek diplomatik adımlarını atmaya devam edecek.


[1] Le Monde, 19 Mayıs 2021, Au sommet de Paris sur l’Afrique, un appel à « accélérer » la vaccination sur le continent, https://www.lemonde.fr/afrique/article/2021/05/19/au-sommet-de-paris-sur-l-afrique-un-appel-a-accelerer-la-vaccination-sur-le-continent_6080655_3212.html. [2] Bakınız: Melisa Doğan, 19 Nisan 2020, Afrika Borçlarına Çözüm Arayışıyla Fransa Neyi Hedefliyor?, AKEM, https://www.akem.org.tr/post/analiz-afrika-borçlarına-çözüm-arayışıyla-fransa-neyi-hedefliyor. [3] BBC Afrique, 19 Mayıs 2021, Droits de tirage spéciaux : que signifient-ils et pourquoi étaient-ils au cœur du sommet de Paris?, https://www.bbc.com/afrique/region-57166482. [4] Le Monde, 17 Mayıs 2021, La France va annuler sa créance vis-à-vis du Soudan, soit « près de 5 milliards de dollars », https://www.lemonde.fr/afrique/article/2021/05/17/la-france-va-annuler-sa-creance-vis-a-vis-du-soudan-soit-pres-de-5-milliards-de-dollars_6080507_3212.html.

81 görüntüleme