Afrika’nın Stratejik Ortaklarını Keşfetmek: BRICS, AB, ABD
- Hamza Kyeyune
- 25 Şub
- 5 dakikada okunur

Aşırı yoksulluk, yardım kesintileri ve uluslararası finansal mimarinin reformunda yaşanan duraklamalar ortamında Afrika, dış ilişkilerini hızla çeşitlendirmektedir.
Afrika; aşırı yoksulluk, iklim değişikliği ve eşitsizlik gibi neredeyse tüm küresel krizlerin merkezinde yer almakta; aynı zamanda yenilenebilir enerjide büyük büyüme potansiyeli, teknolojik ilerleme, imalat, tarım ve tarımsal işleme alanlarındaki imkânlar bakımından da önemli fırsatlar sunan bir kıta konumundadır.
Büyük bağışçı ülkelerin yardım kesintileri, uluslararası ticaretteki aksamalar, uluslararası finansal mimarinin reformunun durması, dünyanın farklı bölgelerindeki çatışmalar ve Sahra Altı Afrika’da artan aşırı yoksulluk ortamında Afrika, dış ilişkilerini hızla çeşitlendirmiştir. Son yıllarda Afrika, yoğun uluslararası rekabetin ve stratejik çıkarların odağı hâline gelmiştir. Türkiye dâhil olmak üzere birçok ülke, küresel konumunu ve stratejik özerkliğini en üst düzeye çıkarmayı amaçlayan etkin dış politikalar aracılığıyla, geleneksel etkileşim alanlarının ötesine geçerek Afrika’daki etkisini genişletmektedir. Ankara, Afrika genelinde diplomatik varlığını 44 büyükelçiliğe çıkararak önemli ölçüde artırmış ve 37 Afrika ülkesinin diplomatik misyonuna ev sahipliği yapmaktadır. Çin, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi diğer ülkeler de Afrika’daki faaliyetlerini hızlandırmaktadır.
Afrika – Avrupa Birliği (AB)
Afrika’nın tarihsel Avrupalı sömürgecileri, özellikle İsrail’in Gazze’deki soykırım ve cezasızlık politikalarını açık biçimde kınamaktaki başarısızlıklarının ardından, yalnızca Afrika’da değil Arap dünyasının önemli bölümlerinde de itibar kaybı yaşamakta ve bu durum yeni müttefik arayışlarını beraberinde getirmektedir.
Afrika, Batı güç bloklarıyla hizalanmamış BRICS gibi alternatif kurumlara yönelme eğilimini sürdürürken, daha adil ticari işlemler, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, IMF ve Dünya Bankası gibi çok taraflı kurumlardaki temsilin güçlendirilmesi ve kendi sömürge sonrası mirasını gözden geçirmeye istekli olması koşuluyla Avrupa Birliği ile ilişkilerini devam ettirmektedir.
Yoğun rekabetin yaşandığı küresel düzende konumunu yeniden tesis etmek isteyen Avrupa, Afrika’ya yönelik 300 milyar avroluk yatırım programlarını hedefleyen AB Küresel Geçit (Global Gateway) stratejisi gibi farklı yaklaşımlar benimsemektedir.
AB Küresel Geçit girişimi kapsamında Afrika genelinde yüksek etkili projeler hayata geçirilmektedir. Bunlar arasında; Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Zambiya ve Angola’yı birbirine bağlayan 2 milyar avroluk Lobito Koridoru; yerel aşı üretimini ölçeklendirmeyi ve Afrika’da güvenli ve uygun fiyatlı sağlık ürünlerine eşit erişimi sağlamayı amaçlayan 2 milyar avroluk Aşılar, İlaçlar ve Sağlık Teknolojilerine Erişim ve Üretim (MAV+) girişimi; 2030 yılına kadar en az 50 GW yeni yenilenebilir enerji üretim kapasitesi oluşturmayı ve 100 milyon kişiye elektrik erişimi sağlamayı hedefleyen Afrika–Avrupa Yeşil Enerji Girişimi yer almaktadır.
Bu strateji; kıtanın doğal kaynaklarına yönelik iştah, henüz yeterince değerlendirilememiş tarım sektörü ile yatırımlar ve teknoloji–bilgi transferi fırsatları doğrultusunda, 300 milyondan fazla kişiyi kapsadığı tahmin edilen büyüyen orta sınıfı hedeflemektedir. Amaç, kalkınma yardımlarını risk sermayesini destekleyici bir araç olarak kullanarak AB’nin ekonomik, jeopolitik ve güvenlik çıkarlarını ilerletmektir.
Geçmişe kıyasla daha işlemsel bir yaklaşımla AB, düzensiz göçle mücadele, kritik minerallere erişim, enerji güvenliği ve stratejik özerkliğini güçlendirme gibi kendi çıkarlarının teşvikine odaklanacağını belirtmektedir. Bu durum, hibe temelli genel dayanışmaya kuşkuyla yaklaşan Avrupa kamuoyundaki görüş değişimini kısmen yansıtmaktadır.
Hızla değişen küresel düzende her iki kıta için de riskler yüksektir. AB’nin amacı daha etkili ve güvenilir bir ortak olduğunu göstermektir; ancak bu konumu sürdürebilmesi Afrika’daki muhataplarıyla kuracağı ilişkinin niteliğine bağlıdır. Küresel Geçit girişimi Afrika tarafında takdir edilmekle birlikte, öncelikli projeler konusunda uzlaşı sağlanamadığı; projelerin ortak biçimde değil, daha çok AB tarafından belirlendiği algısı bulunmaktadır.
Küresel Geçit’in Afrika–AB ortaklığının itici gücü olabilmesi için projelerin Afrika öncelikleriyle uyumlu ve ortaklaşa tasarlanması gerekmektedir. Afrika kurumlarının ve yerel halkın sürece dâhil edilmesi, projelerin gerçek anlamda etkili olmasını sağlayacaktır. Ortak girişimler, karşılıklı güveni ve sağlam ilişkileri derinleştirerek eşitlik ve karşılıklı çıkar temelli bir ortaklığın inşasına katkıda bulunmaktadır.

Afrika – G20
Dünyanın önde gelen gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomilerini bir araya getiren G20, 2023 yılında Afrika Birliği’ni (AU) daimi üye olarak kabul ederek tarihî bir adım atmıştır. Ancak gelecek yıl G20 dönem başkanlığını devralacak ve zirveye ev sahipliği yapacak olan ABD Başkanı Donald Trump, Güney Afrika’da düzenlenen bu yılki zirveyi boykot etmiştir. Ayrıca ABD’nin 2026’da Washington’da yapılacak G20 zirvesine Güney Afrika’yı davet etmeyeceğini ve Pretoria’nın gruptan tamamen çıkarılması için girişimde bulunacağını açıklamıştır.
Asılsız bir anlatı etrafında başlayan önemsiz bir anlaşmazlık, küresel ekonomileri sarsan bir diplomatik depreme dönüşmüştür. Süreç, Mayıs ayında Güney Afrika Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa’nın Washington DC’de Beyaz Saray’ı ziyaret etmesi ve Başkan Trump’ın onu, aşırı sağ komplo teorilerine dayanan “beyaz soykırımı” iddiasıyla suçlamasıyla başlamıştır. Bu suçlamalar Pretoria tarafından reddedilmiş, bağımsız araştırmacılar tarafından çürütülmüş ve hatta Trump’ın kendi ulusal güvenlik aygıtının bazı unsurlarınca da yalanlanmıştır. Oval Ofis’teki bu gergin karşılaşma, G20’nin önümüzdeki yıllarda büyük ekonomilerin yönünü belirleyecek jeopolitik bir kırılmaya doğru sürüklenmesine zemin hazırlamıştır.
Afrika’ya Bir Hakaret
Güney Afrika, güvenlikten insan haklarına, ticaretten iklim değişikliğine ve BM reformlarına kadar uluslararası meselelerde düzenli olarak danışılan, Afrika’nın önde gelen seslerinden biridir. Tarihsel apartheid karşıtı mirası, kıtanın on yıllardır ulaşmaya çalıştığı küresel ahlaki meşruiyeti temsil etmektedir. Afrika, yalnızca masada yer alan değil, dünya düzeninin gündemini belirleyen etkili bir aktör olduğu daha kapsayıcı, çok kutuplu bir dünya hedeflemektedir.
Trump’ın Güney Afrika’yı cezalandırma kararı, yalnızca Afrika için diplomatik bir tokat niteliği taşımamakta; aynı zamanda Afrika temsilinin koşullu, geri alınabilir ve gözden çıkarılabilir olduğu mesajını vermektedir. Güney Afrika’nın G20’den dışlanması, grubun kuruluşundaki temel ilkeyi zedelediği gibi, hâlihazırda tüm dünyanın yakınlaşmaya çalıştığı Afrika kıtasıyla ortaklık arayan ABD’nin uzun vadeli çıkarlarına da zarar vermektedir. Zayıflamış bir G20, grupta sınırlı etkisi bulunan Çin’in nüfuzunun artmasına zemin hazırlamakta ve Afrika’nın Pekin’e daha fazla yönelmesi riskini doğurmaktadır.
ABD, Afrika’yı Hint Okyanusu’nda deniz güvenliği açısından merkezi, Çin’in küresel etkisini dengelemede kritik ve dünyanın en hızlı büyüyen ekonomilerinden bazılarına ev sahipliği yapan bir bölge olarak tanımlamaktadır. Ancak Trump’ın kararları bu stratejik hedeflerle çelişmekte; Batı öncülüğündeki kurumların tutarsız olduğu algısını güçlendirerek BRICS gibi alternatifleri daha gerekli göstermektedir.
Mevcut kırılma, küresel kurumlara üyeliğin büyük güçlerin keyfine değil; eşitlik, kapsayıcılık ve adalet ilkelerine dayandığı yeni bir dünya düzeninin temellerini güçlendirebilir. Afrika’nın yapması gereken; Afrika Birliği yapıları ile 55 AU ülkesini kapsayan, 1,4 milyar insanı yaklaşık 3,4 trilyon dolarlık tek bir pazarda bütünlemeyi hedefleyen Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Alanı’nı (AfCFTA) güçlendirmek ve Batılı güç bloklarıyla eşit şartlarda etkileşimi sürdürmektir.

BRICS
BRICS Zirvesi, küresel jeopolitik düzende uzun süredir marjinalleştirilen Afrika için önemli bir fırsat sunmaktadır. Birkaç Afrika ülkesinin blokta yer almasıyla birlikte, kıta; küresel karar alma süreçlerinden uzun süre dışlandığı değişen jeopolitik ortamda sesini yükseltebileceği bir platform daha kazanmıştır.
Güney Afrika, Mısır ve Etiyopya hâlihazırda BRICS’in tam üyesi olan üç Afrika ülkesidir. Nijerya, Uganda ve Cezayir ise tam üyelik bekleyen yakın ortaklar konumundadır. Ayrıca birçok Afrika ülkesi gruba katılma isteğini dile getirmiştir.
Güney Afrika, 2010 yılında aldığı resmî davetin ardından 2011’de BRICS’e katılan ilk Afrika ülkesi olmuştur. Sahra Altı Afrika ekonomisinin yaklaşık üçte birini temsil eden ülke, BRICS için Afrika’nın bir milyar tüketicilik pazarına açılan bir giriş kapısı işlevi görmüştür. Güney Afrika’nın üyeliği, Pretoria’nın bölgesel bir güç ve Afrika’ya açılan bir kapı olduğunu; aynı zamanda tüm kıtanın çıkarlarını savunabileceğini göstermiştir. Bu katılımla birlikte BRICS, Latin Amerika’dan Avrasya’ya ve Afrika’ya uzanan gerçek anlamda küresel bir yapı hâline gelmiştir. Güney Afrika olmaksızın BRICS, Afrika dengesini kaybetmekte ve Küresel Güney adına konuşma iddiası zayıflamaktadır.
Etiyopya ve Mısır’ın gruba katılımı, devletler arası ilişkilerin genişlemesi ve finansal risklerin azaltılmasına katkı sağlayabilecek yeni mali düzenlemeler yoluyla bölgeye büyük yatırımların çekilmesi açısından yeni fırsatlar yaratmaktadır. Bununla birlikte, yalnızca üç Afrika bölgesel devinin BRICS’te yer alması kıtanın tamamını temsil etmemektedir. Bu nedenle Afrika’nın temsiliyetinin genişletilmesi büyük önem taşımaktadır. “Gelecek 11” yükselen ekonomilerinden biri olan Nijerya bu bağlamda kritik önemdedir. Üyelik arzusunu dile getirmiş olmasına rağmen, özellikle güvenlik başta olmak üzere iç sorunlarına öncelik vermesi nedeniyle üyelik yönünde aktif adımlar atmamaktadır.

Kaynakça
Ramesh T (2016), How representative are BRICS
Maria L. (2019), BRICS in a world of regions
Africa and the BRICS, a Win-Win Partnership https://blogs.afdb.org/fr/afdb-championing-inclusive-growth-across-africa/post/africa-and-the-brics-a-win-win-partnership-12098
Council of the European Union; G20 summit, South Africa
Africa Union; The African Continental Free Trade Area (AfCFTA) https://au.int/en/african-continental-free-trade-area





Yorumlar