MÜŞTERİ HİZMETLERİ +90 212 414 60 60

Yayınlar
Etiyopya'nın Yaklaşan Seçimleri, Geçmiş Tecrübeleri ve Muhtemel Sonuçlar Yasadışı Göç Olgusunun Afrika'da Doğurduğu Olumsuz Sonuçlar Nil’de Diplomasi Trafiği: Mısır ve Etiyopya Rekabetinin Dış Politik Yansımaları Etiyopya'nın Umut Veren Siyasi Geçişi Savaşla Sona Eriyor Mali Ordusu neden hedefte? Uluslararası Güç Rekabetinin Odağında Doğu Afrika: Gavadar Limanının Etkisi 6 soruda Mali'deki son gelişmeler Mali Siyasetinde Değişmeler ve İmam Mahmoud Dicko “Afrika'nın Makus Talihi” Anlatıları Artık Bitmeli Nyerere’den Magufuli’ye CCM’nin Geleceği ve Tanzanya Seçimleri Fildişi Sahili Seçimleri: Dejavu mu Yeni Bir Dönem mi ? Afrika’nın Kalkınmasında Baraj Faktörü: Fırsat mı Tehlike mi? Afrika'da Tarım Ekonomisi Fransa Madagaskar Arasında Yaşanan Doğal Rezerv Tartışması ve Ada Hakimiyeti Sorunu Tanzanya Devlet Başkanı John Magufili kimdir? Self-Determinasyon Hakkı Bağlamında Kabil Emaziğleri ve Kabil Özerklik Hareketi Fransa'nın Afrika'daki askeri stratejisi ve amaçları Kovid-19 Sürecinde Türkiye'den Çad'a Uzanan Kardeşlik Eli Afrika’da Uranyum ve Kaya Gazı Faktörü Orta Afrika Cumhuriyeti: 2013 İç Savaşı (Séléka ve Anti-Balaka Çatışmaları) Apartheid Rejiminin Bantustan Politikasında Radyo Ndebele’nin Önemi Fransa ve Hint Okyanusu Adaları Afrika'da misyoner radyoları: Radio Maria Malawi örneği Afrika'da tek yönlü enformasyon akışının değişimi: Haber ajanslarının ortaya çıkması

Nil’de Diplomasi Trafiği: Mısır ve Etiyopya Rekabetinin Dış Politik Yansımaları

Osman Kağan Yücel - AKEM Koordinatör Yardımcısı

 

On yıllık müzakerelerin ardından, Nil sorununun öne çıkan tarafları Mısır, Sudan ve Etiyopya Hedasi Barajı’nın (Etiyopya Büyük Rönesans Barajı - GERD) doldurulması ve işletilmesi konusunda henüz anlaşmaya varamadı. Bunun daha da ötesinde ve karamsar bir yorum olarak ülkelerin ‘hayati’ olarak adlandırdıkları çıkarlarından vazgeçmemeleri ve milli güvenlik kavramı dâhilinde değerlendirmeleri neticesinde yakın gelecekte ortak yol bulunması çıkmaza girmiş görünüyor. 2019 yılında ABD arabuluculuğunda gerçekleşen görüşmelerden sonuç çıkmaması, Afrika Birliği nezdindeki toplantıların bölgesel gelişmelerden de etkilenerek tıkanması tarafları bölgesel ve uluslararası düzeyde birbirlerini de muhasara edici dış siyasi adımlara zorluyor.


ABD, Nil sorununa çözüm üretebilir mi?

 

Mısır’ın Nil müzakerelerini uluslararası alana taşıma siyasetinin ilk adımı ABD gözleminde üç ülkeyi bir masa etrafında buluşturmaktı. Genel kanaat, ABD’nin soruna makul yaklaşması durumunda ülkelerin ortak bir metne imza atabileceği yönündeydi. Ömer el Beşir’in devrilmesi sonrasında yeni yönetimin siyasi meşruiyet çabaları, ekonomik sorunları ve ABD’nin teröre destek veren ülkelerden olduğuiddiası göz önüne alındığındaSudan’ın şartları fazla zorlaması beklenmiyordu. Mısır ise bu görüşmelerden kendi haklarından asgari şekilde vazgeçerek barajın doldurulması konusunda her ne olursa olsun bir anlaşmanın çıkacağını umuyordu. Fakat Etiyopya, müzakereler boyunca geçmiş yıllarda gösteremediği şekilde Nil suları ve Hedasi Barajı’nın doldurulması konusunda, Etiyopya halkının da desteği ile kararlı ve tavizsiz bir tavır takındı. Görüşmelerin sonunda beklenmedik gelişme ise ABD Hazine Bakanlığı’nın Mısır tezlerini destekler mahiyette, “herhangi bir anlaşma olmaksızın Etiyopya’nın barajda su tutmaması gerektiği” yönündeki açıklaması oldu.  Bu iki ülke tarihindeki ilklerin kapısını aralayacak ve Etiyopya tarafında hayal kırıklığına yol açacak gelişmelerin başlangıcı sayılabilir.

 

ABD’nin dünyadaki imajını zedelediği iddia edilen Trump yönetimi için Nil gibi müzmin bir sorunun çözümü bu iddialara cevap mahiyetinde olabilirdi. Fakat ABD, soruna tarafsız ve makul yaklaşım yetisini kaybederek Mısır’ın tezlerini Etiyopya’ya dayatmak suretiyle bir sonuç elde edemedi. Etiyopya’nın kararlı duruşunun cezası, bu ülkeye yapılan ABD yardımlarının kesilmesi oldu. Daha da vahim bir gelişme ise İsrail ile Sudan arasındaki ‘normalleşme’ görüşmelerinin gerçekleştiği günlerde yaşandı. ABD Başkanı Donald Trump’ın, Sudanlı ve İsrailli liderler ile yaptığı telefon görüşmesinde diplomatik teamüllere aykırı şekilde Etiyopya’nın Mavi Nil üzerine inşa ettiği Hedasi Barajı’na değinerek, barajın Mısır’ın su kullanım hakkını gasp ettiğini, Nil sularının akışını durduracağını ve iki ülkenin tarımına ciddi zararlar vereceğini açıklamasının akabinde Mısır’ın Hedasi Barajı’na askeri müdahalede bulunabileceği imasında bulunması, Etiyopya tarafından sert şekilde karşılık verilmesine yol açtı. Her ne kadar bu görüşmelerden bir anlaşma çıkmamış, Etiyopya barajın su tutmaya başladığını ve 2021 yılında ilk safha elektrik üretimine geçeceğini açıklamış olsa da Mısır istediği şekilde Nil sorununu uluslararası kamuoyu önünde tartışılmasını sağlamış oldu. Mısır bunun bir adım ötesinde ise Etiyopya’nın bu görüşmelerde uzlaşmadan uzak tavır takındığı yönünde ABD yönetimini ikna etmiş gözüküyor.

 

Mısır’ın Afrika Açılımı: Etiyopya Kuşatılıyor mu?

 

Hedasi Barajı’nın inşaatında sona yaklaşılmasıyla Nil Nehri havzasında takriben 70 yıllık Mısır hâkimiyetinin sonlandırdığında artık şüphe yok. Baraj, artan nüfusu ve büyüyen ekonomisi göz önüne alındığında Etiyopya için su ve enerji ihtiyacından daha fazla bu hidro-hegemonyaya meydan okumanın simgesi haline dönüştü. Tüm bu şartlar altında Mısır’ın Nil’deki haklarını korumak ve Etiyopya’yı makul bir anlaşmaya razı etmek için Batılı müttefiklerinden ziyade Nil Havzası’ndan hatta Afrika kıtasından destek araması elzem hale gelmiş durumda. Bu sebeple Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Mısır arasında son dönemdeki yakınlaşmaya dikkatlerimizi çevirebiliriz. Kongo Demokratik Cumhuriyeti Devlet Başkanı Felix Tshisekedi'nin, Mısırlı mevkidaşı Abdülfettah Sisi’ye gönderdiği bir mektup bu yakınlaşmanın en somut örneğidir. Tshisekedi’nin mektubunda Hedasi Barajı konusunda Mısır’a verilen destek açıkça belirtiliyor. Bu durum bağımsızlığını kazandıktan sonra Mısır’ın Nil hegemonyasına karşı Nil Havzası ülkelerinin tavırlarındaki kırılmanın başlangıcı olarak yorumlanabilir. 30 Eylül’de Mısır Silahlı Kuvvetleri mensubu bir grup mühendisin Kongo Nehri’ndeki akışı daha düzenli hale getirmek için nehir bölgesinde fizibilite çalışmaları yapması, Mısır ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti arasında su alanındaki Nil dayanışmasının bir başka örneği olarak dayanışmanın yeni bir safhasına işaret ediyor. Aslında gözlerden kaçmaması gereken bir başka husus, Mısırlı heyetin Kongo Nehri’ndeki çalışmalarının Nil ile ilgili yaklaşık on yıldır dile getirilen devasa projenin hazırlıklarına yönelik olabileceğidir. Öyle ki, 2013 yılında yatırım ve madencilik alanındaki çalışmaları ile maruf Sarco isimli bir şirket Mısırlı ve Kongolu yetkililere Nil ile Kongo nehirlerini bağlayacak bir proje teklifi yapmış ama yüksek maliyetler nedeniyle Mısır bu konuya sıcak bakmamıştı.[i] Etiyopya ve Mısır çekişmesi, Hedasi Barajı ve önümüzdeki yıllarda etkisini hissettirecek iklim değişikliği ve kuralık gibi etkenlere bağlı olarak bu projenin yapılmasının hayati bir karar olabileceği Kahire kulislerinde aşikârane dile getiriliyor. Bu projenin hayata geçmesi durumunda, Nil konusunda köşeye sıkışmış ve su kaynaklarının geleceği belirsiz hale gelmiş Mısır’a yılda 110 milyar metreküp su aktarımı söz konusu olacak. Projenin şimdilik gerçekleşmesinin önündeki en büyük engellerden biri ise kovid-19 salgını nedeniyle ağır hasar alan Mısır ekonomisinin altından kalkamayacağı bir yük olarak düşünülmesidir.

 

Mısır’ın Nil ve Hedasi Barajı merkezli dış politik açılımı sadece Kongo Demokratik Cumhuriyeti ile sınırlı kalmadı. Mısır hâkimiyetini teşkil eden 1929 ve 1959 anlaşmalarını bağımsızlığın kazanılmasının ardından en sert şekilde eleştiren Tanzanya, Mısırla Nil konusunda Kongo Demokratik Cumhuriyeti ile aynı seviyede olmasa da su yönetimine dair tecrübe paylaşımı hususunda yakın temasa girdi.

 

Ocak 2018'de Mısır ve Tanzanya, Tanzanya'daki Rufiji Nehri üzerinde, sel dönemlerinde su miktarlarını kontrol etmeye ve Tanzanya’nın su ihtiyacına ilave olarak, Tanzanya'nın elektrik ihtiyacını da karşılamak amacıyla elektrik üretmeyi de hedefleyen bir baraj kurmak için sözleşme imzaladı. Julius Nyerere Barajı, Mısır Cumhurbaşkanı’nın ifadesiyle Mısır inşaat sektörünün devasa projeleri hayata geçirme kapasitesinin bir göstergesi olması bakımından önemlidir. Barajın Doğu Afrika bölgesinin en büyük hidroelektrik santrallerinden biri olması Mısırlı yetkilileri gelecekte bu sektörde pay sahibi olmaya teşvik edebilecek özelliğe sahip. Bu konu Mısır’ın Tanzanya’daki, dolayısıyla Nil Havzası’ndaki dış politikasının sürdürülebilirliği bakımından hayati önem arz etmektedir. Hem Nil Havzası’ndaki konumu ve hem de geçmişteki Nil doktrininin Mısır hâkimiyetine ilk meydan okuma olarak değerlendirildiği süreç göz önüne alındığında Tanzanya’nın, Mısır-Etiyopya rekabetinin en önemli ayaklarından birini teşkil ettiği şüphe götürmez bir gerçektir. Bütün bu olup bitene rağmen, Tanzanya Cumhurbaşkanı Magufuli, 2017 yılında Cumhurbaşkanı Sisi’ye Nil sularını diğer Afrika ülkeleri ile adil şekilde paylaşmasını teklif ederek, Nyerere Doktrininin devamı niteliğinde bir politikayı takip ettiği izlenimi verse de Mısır ile yakın ilişkileri önemsediğini vurgulamaktan kaçınmadı.

 

Mısır’ın, 2019 yılında üstlendiği Afrika Birliği dönem başkanlığını Nil paylaşımı sorununda kendi aleyhine olumsuz seyreden süreci yeniden formüle etmeye yönelik dış politik adımlarla aktif şekilde kullandığını söylemek yerinde olacaktır. Nil Havzası ülkeleri ile yeniden şekillenen diplomatik kanallara, havza dışı ülkelerin de eklenmesi bunun önemli bir nişanesidir. Güney Sudan’ın herhangi bir anlaşma olmaksızın Hedasi Barajı’nın doldurulmasına karşı tavır takınmasının Mısır ve Güney Sudan liderlerinin görüşmesi sonrasında gelmesi[ii] ayrıca Nil meselesinde doğrudan bir etkileri olmasa da Namibya ve Zambiya gibi Afrika ülkeleri ile yakınlaşan ilişkiler Nil sorununda Mısır’a destek olarak tedavüle sokuldu.[iii] Bu adımların her biri Etiyopya’ya karşı siyasi baskıyı arttırdığı gibi, onu Hedasi Barajı konusunda yalnızlaştırma ve kuşatmaya yönelik niyetler olarak da değerlendirilebilir.

 

Etiyopya-Eritre Yakınlaşması: Mısır’ın Diplomatik Kuşatmasına Cevap mı?

 

Etiyopya’da 2020’nin son aylarında Nil Nehri ve Hedasi Barajı meselesi, merkezi hükümetin Tigrey bölgesine yönelik askeri adımı, bunun neticesinde Sudan’la gerginleşen ilişkiler ve son olarak Amhara Bölgesi ile Sudan arasında düşük yoğunluklu çatışmaların çıkması nedeniyle ikincil önem seviyesine düşmüş gözüküyor. Tüm bu gelişmeler öncesinde ise Eritre lideri Isaiah Afewerki liderliğindeki heyetin Etiyopya ziyaretinin bir bölümünü Başbakan Abiy Ahmed’in de refakatinde Hedasi Barajı’nı ziyaret için ayırması, bölge dengeleri açısından önemli bir gelişme olarak yorumlanabilir. Eritre nüfus ve yüzölçümü bakımından küçük bir coğrafyaya tekabül etse de stratejik konumu ve Cumhurbaşkanı Isaiah Afewerki’nin bölgedeki ağırlığının Nil sorununa doğrudan etki edeceği gerçeği, Etiyopya merkezi hükümeti ile Tigrey (TPLF) arasındaki çatışmalarda Eritre’ye bağlı askeri unsurların merkezi hükümet yanında çatışmaya müdahil olmasıyla ilişkilendirilebilir. Eritre, Etiyopya cephesinden bakıldığında hem Kızıldeniz’e açılan kapı hem de Nil sorununda önemli bir bölgesel müttefik anlamına gelebilir. Elbette Etiyopya Nil’deki konumunda hem iç hem de dış politikada güçsüz ve istikrarsız görüntü vermekten uzak durması kaydıyla, öncelikle uluslararası kamuoyunun baskılarına sebep olan Tigrey sorununu, çatışmaları uzatarak daha büyük çatışmalara sebebiyet vermekten kaçınmak suretiyle en kısa yoldan çözmelidir.

 

Etiyopya’nın Sudan’ı İkna Çabaları

 

Askeri darbe ile yönetimin el değiştirmesi sonrasında Sudan, Nil ve Hedasi Barajı meselelerinde Mısır’ınkine yakın bir tavır sergiledi. Ömer el Beşir döneminde bunun tam tersi istikamette, Etiyopya’nın tezlerine yakın bir siyaset izliyordu. Sudan’ın Hedasi Barajı konusundaki şüphelerini gidermeye çalışan Etiyopya, barajın Sudan’a muhtemel etkilerinin olumsuz değil aksine olumlu olduğu yönünde beyanatlar verdi. Yapılan son bilimsel araştırmalar da Etiyopya’nın bu tezlerini destekler mahiyette sonuçlara ulaşmaktadır. Nature dergisinde yayınlanan araştırmada Sudan’ın, hatta Mısır’ın Hedasi Barajı ile Nil sularının azalacağı yönündeki kaygılarının yersiz olduğu ve bu iki ülkenin su kaybının asgari olacağı bilimsel verilerle ortaya konuldu.[iv] Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk ise bilimsel tartışmalardan ziyade sık sık ülkesinin Mavi Nil üzerine inşa edilen Hedasi Barajı sebebiyle en çok zarar gören taraf olacağı fikrini dile getiriyor.[v] Sudan’ın Nil sorununda kilit ülke konumunda olması nedeniyle Mısır ve Etiyopya’nın bu ülkeyi kendi mevkilerine çekme çabaları devam ediyor. Bu süreçte Sudan’da yaşanan sel baskınlarının can kaybı ve tarım arazilerinin zarara uğramasına sebep olması Etiyopya’nın tezlerine yakın bir durumun gerçekleşmesine yol açmışsa da Sudan’ın bu ikna çabalarına direndiği görülüyor. Tüm bunların üstüne Tigrey bölgesinde vuku bulan askeri hareketlilik ile Amhara ve Sudan’ın sınır anlaşmazlığıyla başlayan gerginlikler Nil sorununun şimdilik rafta bekletilmesi durumunu ortaya çıkardı.

 

Ne yapmalı?

 

Afrika Boynuzu ve Nil Havzası’ndaki siyasi ve iktisadi gelişmelerin seyrine bakıldığında Etiyopya, Mısır ve Sudan arasında kronikleşmeye doğru evrilen Nil anlaşmazlığının 2021 yılında da gündemdeki sıcaklığını koruması ve ortaya çıkan yeni sorunların etkisiyle tüm ülkelerin gönül rahatlığı ile imza atacağı ortak bir mutabakatın ortaya çıkması zor görünüyor. Elbette bu durumu tamamen tersine çevirecek amil, taraf ülkelerin konuya yaklaşım tarzları olacaktır. Bu sebeple tüm çıkar ve kaygıların bir kenara bırakılarak ileriki aylarda yapılması muhtemel görüşmelerin meselenin gerçekten halline yönelik yapıcı toplantılar şeklinde gerçekleştirilmesi çözüm için ilk adım olacaktır.

 

Su savaşı tezlerinin yeniden gündeme geldiği, su temelli çatışmaların uluslararası gündeme mutlaka geleceği yönündeki iddiaların tartışıldığı bugünlerde bu kötümser tablonun tersine çevrilmesinin en somut adımı görüşmelerin kurumsal çerçevede tartışılmasının elzem olduğunun anlaşılması olacaktır. Nil sorununun tüm arabuluculuk girişimleri ve Afrika Birliği nezdinde devam etmesine rağmen kurumsal çerçevede gerçekleşmediği malumdur. Bununla birlikte diplomasi kanallarında gerçekleşen ilişkiler meselenin halline dair adım olmaktan uzak, ülkelerin birbirine karşı yaptığı hamlelerden ibaret kalmaktadır. Taraf ülkeler gerçekten çözümden yana tavır takınmak istiyorlarsa daha olgun diplomasi çabalarının hayata geçirilmesi gerekiyor.

 

Afrika Birliği ve Nil Havzası Girişimi gibi konuyu üstlenebilecek kurumların varlığına rağmen, bağımsız çalışmaları bir kenara bırakırsak, baraj ve Nil hakkında bilimsel verilerden şu an için mahrum durumdayız. İklim değişikliği ve kuraklıkla ilgili ciddi kaygıların olduğu bir döneme girilmesine, bu etkenlerin Hedasi Barajı’nın su tutması ile birlikte Nil Nehri Havzası’nı olumsuz yönde etkileyeceği iddialarının dillendirilmesine rağmen barajın olumlu veya olumsuz yönde havza ülkelerine etkilerini araştıracak kurumsal bir çalışma olmaması önemli bir eksikliktir.

 


[i] Egypt embarks on new project in Congo amid faltering Nile dam talks: https://www.al-monitor.com/pulse/originals/2020/10/egypt-congo-river-navigable-project-nile-dam-talks.html

[ii] South Sudan agrees with Egypt on necessity for reaching legal binding agreement on GERD operation, filling: https://www.egypttoday.com/Article/1/94734/South-Sudan-agrees-with-Egypt-on-necessity-for-reaching-legal

[iii] Egypt rallies Namibia, Zambia for support in Nile Dam talks: https://www.al-monitor.com/pulse/originals/2020/11/egypt-namibia-zambia-support-africa-nile-basin-dam-talks.html#ixzz6i2FF9bnqhttps://www.al-monitor.com/pulse/originals/2020/11/egypt-namibia-zambia-support-africa-nile-basin-dam-talks.html#ixzz6emn4cCck

[iv] Understanding and managing new risks on the Nile with the Grand Ethiopian Renaissance Dam: https://www.nature.com/articles/s41467-020-19089-x

[v] السودان: لا يمكن تشغيل سد النهضة بأمان دون التوصل لاتفاق: https://www.masrawy.com/news/news_publicaffairs/details/2020/11/22/1917253/%D8%A7%D9%84%D8%B3%D9%88%D8%AF%D8%A7%D9%86-%D9%84%D8%A7-%D9%8A%D9%85%D9%83%D9%86-%D8%AA%D8%B4%D8%BA%D9%8A%D9%84-%D8%B3%D8%AF-%D8%A7%D9%84%D9%86%D9%87%D8%B6%D8%A9-%D8%A8%D8%A3%D9%85%D8%A7%D9%86-%D8%AF%D9%88%D9%86-%D8%A7%D9%84%D8%AA%D9%88%D8%B5%D9%84-%D9%84%D8%A7%D8%AA%D9%81%D8%A7%D9%82

E-BÜLTEN