MÜŞTERİ HİZMETLERİ +90 212 414 60 60

Haberler

BM Milenyum Kalkınma Hedefleri ve Afrika

Melih Dinçer / AKEM Araştırmacısı

 

Bu analizde Birleşmiş Milletler tarafından belirlenen Milenyum Kalkınma Hedeflerinin küresel çapta ne ölçüde başarıya ulaştığı analiz edilecektir. Akabinde Afrika bağlamında konu ele alınacak ve Afrika’nın hedefleri referans alarak ne ölçüde geliştiği açıklanacaktır. Milenyum Kalkınma Hedeflerinin ve bu konuda dünyada sağlanan işbirliğinin Afrika’daki yoksulluğu ortadan kaldırıp kaldırmadığı analiz edilecektir. Analizde argüman olarak bu hedefler için adım adım ilerlenmesine rağmen Afrika’da halen çok sayıda insanın yoksul bir hayat sürdüğünü ifade edebiliriz. Bu açıdan bakıldığı vakit analiz makalesinde Milenyum Kalkınma Hedeflerinin Afrika kıtası için tekrardan revize edilip yeni kıtasal bir perspektifle uygulanması gerektiği öne sürülmektedir. Birleşmiş Milletler günümüzde uluslararası toplumun en önemli konular için bir araya gelip toplandığı platformdur. Bu sebeple Afrika’nın kalkınmasına katkı sağlamak adına sorumlulukları bulunmaktadır.


Giriş

Birleşmiş Milletler Milenyum Kalkınma Hedeflerinin başlangıcı 1998 yılına tarihlenmektedir. BM Genel Kurulu 17 Aralık 1998 tarihli 53 / 202 sayılı kararıyla 55.döneminin Birleşmiş Milletler milenyum dönemi olacağını ifade etmiştir. Aynı zamanda bir milenyum zirvesi yapılmasına karar verilmiştir [1]. Birleşmiş Milletler Milenyum Zirvesi 6 – 8 Eylül 2000 tarihlerinde BM’nin New York şehrindeki merkezlerinde yapılmıştır. 40’tan fazla ülkeden 149 devlet ve hükümet başkanı ile üst düzey yetkililer zirveye katılmıştır. Zirvenin sonucunda Milenyum Deklarasyonu kabul edilmiştir. Deklarasyonda bazı ilkelere ve 21.yüzyıl için uluslararası gündemi belirleyecek hedeflere yer verilmiştir [2].

 

Kabul edilen deklarasyonda bazı ilke ve değerler belirlenmiştir. Hükümet ve devlet başkanları nezdinde daha barışçıl, kalkınmış ve adil bir dünya için Birleşmiş Milletler ve Şartına olan inanç tekrardan teyit edilmiştir. Küresel çapta insanlar arasındaki eşitliği ve insanlığın haysiyetini ilgilendiren ilkeleri desteklemek için kolektif sorumluluk kabul edilmiştir. BM Şartına bağlılık teyit edilmiş ve adil, barış içinde yaşayacak bir dünya için gerekliliği vurgulanmıştır. 21.yüzyılda bazı temel ilkelerin uluslararası ilişkilerde gereklilik arz ettiği kanaatine varılmıştır. Özgürlük, eşitlik, dayanışma, toleranslı olma, doğaya saygı ve paylaşılmış sorumluluk bu ilkeler arasında sayılmıştır. İnsanlar baskı, şiddet ve açlık sorunu yaşamadan hayatlarını sürdürme ve çocuklarını yetiştirme hakkına sahiptir. Kadın ve erkeklere eşit olanaklar sağlanmalıdır.

 

Küresel sorunların yükümlülükleri ve maliyetleri uluslara adil bir şekilde dağılmalıdır. Dil, kültür ve inanç farklılıklarına toleranslı davranılmalıdır. Toplumlarda farklılıklar bastırılmamalı ve kıymetli bir zenginlik olarak görülmelidir. Diyalog ve barış kültürü tüm medeniyetler arasında teşvik edilmelidir. Yaşayan tüm varlıkların ve doğal kaynakların yönetiminde ihtiyatlı davranılmalıdır. Ancak bu şekilde bizlere verilen zenginlikler gelecek nesillere aktarılabilir. Günümüzdeki devam ettirilmesi mümkün olmayan üretim ve tüketim davranış örüntüsü kesinlikle değiştirilmelidir. Uluslararası barış ve güvenliğe karşı tehditleri engelleme, dünya ekonomisini ve sosyal kalkınmasını yönetme konusundaki sorumluluklar çok taraflı bir şekilde yapılmalı ve dünyadaki uluslar tarafından paylaşılmalıdır. Birleşmiş Milletler bu konuda merkezi bir rol oynamalıdır [3].

 

Milenyum Kalkınma Hedefleri ve Elde Edilen Başarılar

 

Milenyum Kalkınma Hedefleri 2000 yılında BM Genel Kurulu tarafından belirlendikten sonra özellikle gelişmekte olan ülkelerde politikacılar tarafından takip edilmiş ve kalkınma referans noktası olarak kullanılmıştır. Ayrıca belirlenen ilkeler uygulayıcılar için yol haritası çizmiştir [4]. Hedefler dünyada insani kalkınmayı, çevre korunmasını ve sağlıklı nesiller yetiştirmeyi sağlamak için belirlenmiştir. Tüm dünyada işbirliği öngörülmüş ve küresel çapta eşit düzeyde tüm ülkelerde benzeri bir gelişimin sağlanması amaçlanmıştır. İnsan sağlığı, çevrenin korunması ve insani kalkınmanın gerçekleştirilmesi temel odaklanılan konular arasındadır. Milenyum Zirvesi’nde aşağıdaki sekiz amaç belirlenmiş ve bunlar Milenyum Kalkınma Hedefleri olarak tanımlanmaktadır:

 

  • Aşırı fakirliği ve açlığı ortadan kaldırmak;
  • İlköğretimde evrensel başarı sağlamak;
  • Kadınların güçlendirilmesini sağlamak ve cinsiyet eşitliğini geliştirmek;
  • Çocuklardaki ölüm oranlarını azaltmak;
  • Anne sağlığını iyileştirmek;
  • HIV / AIDS, sıtma (malaria) ve diğer hastalıklarla mücadele etmek;
  • Çevresel sürdürülebilirliği sağlamak;
  • Kalkınma için küresel işbirliği oluşturmak.

 

Bu hedefler 2015 yılına kadar gerçekleştirilmek üzere belirlenmiştir. Milenyum Kalkınma Hedeflerinin 2015 yılına gelindiğinde incelemesini yaptığımız zaman bazı başarıların elde edildiğini görüyoruz. BM’nin Milenyum Kalkınma Hedefleri 2015 Raporu bize hedeflerin gerçekleştirilmesinde bazı ilerlemelerin kaydedildiğini göstermektedir. Ancak halen yapılması gereken çok şey mevcuttur. Birinci hedef aşırı fakirliği ve açlığı ortadan kaldırmaktır. 1990 yılında gelişen dünyada hemen hemen nüfusun yarısı günlük 1,25 dolardan az bir gelirle yaşarken 2015’te bu oran %14’e kadar düşmüştür. 1990 yılında 1,9 milyar insan aşırı fakirlik içinde yaşarken 2015’te bu sayı 836 milyona düşmüştür. Gelişimin büyük bir bölümü 2000’den sonra gerçekleşmiştir. Gelişmekte olan bölgelerde yetersiz beslenen ve gıda eksikliği çeken insan oranı 1990-1992 periyodunda %23,3 iken 2014-2016 periyodunda %12,9’a düşmüştür.

 

İkinci hedef ilköğretimde evrensel başarı sağlamaktır. 2000 yılında gelişmekte olan bölgelerde %83 olan ilkokula kayıtlanma oranı 2015’te %91’e ulaşmıştır. Dünyada 2000 yılında 100 milyon çocuk ilkokula gitmezken 2015’te bu sayı 57 milyona düşmüştür. Buna ek olarak küresel çapta 15-24 yaş aralığındaki okur-yazarlık oranı 1990 – 2015 arasında %83’ten %91’e çıkmıştır. Üçüncü hedef cinsiyet eşitliğini geliştirmek ve kadınların güçlendirilmesini sağlamaktır. Rapora göre 15 yıl öncesiyle kıyaslandığında günümüzde çok daha fazla kız çocuğu okula gitmektedir. Gelişmekte olan bölgelerde ilk ve ortaöğretim büyük oranda cinsiyet eşitsizliğini gidermiştir. Parlamentolara seçilen kadınların oranı artmıştır. Dördüncü amaç çocuk ölüm oranlarını düşürmektir. 1990 – 2015 arasında her canlı doğan 1,000 bebekte küresel çapta 5 yaşın altındaki ölümler 90’dan 43 ölüme düşmüştür. Beşinci hedef anne sağlığını iyileştirmektir. 1990’dan beri küresel çapta anne ölüm oranı %45 azalmıştır. Bu azalmanın önemli bir kısmı 2000’den sonra gerçekleşmiştir.

 

Altıncı hedef HIV / AIDS, sıtma (malaria) ve diğer hastalıklarla mücadele etmektir. 2000 – 2013 yılları arasında yeni HIV enfeksiyonları yaklaşık olarak %40 düşmüştür. Bu durum 3,5 milyon vakadan 2,1 milyona vakaya inişi gösterir. 2000 – 2015 arasında Sahra Altı Afrika’da ağırlıklı olarak 5 yaş altındaki çocuklarda 6,2 milyonun üzerinde sıtmadan ölüm engellenmiştir. Yedinci hedef çevresel sürdürülebilirliği sağlamaktır. Bunun içinde içme suyuna erişim sağlama hususu da mevcuttur. 1990 yılında dünya nüfusunun %76’sı iyileştirilmiş içme suyu kaynağından yararlanırken 2015’te bu kaynakları dünya nüfusunun %91’i kullanabilmektedir. 1990 yılından beri karada ve denizde korunmuş alanlar dünyanın birçok bölgesinde artış göstermiştir. Latin Amerika ve Karayipler’de karada koruma altına alınmış alanlar %8,8’den 1990 – 2014 arasında %23,4’e çıkmıştır. Sekizinci hedef kalkınma için küresel işbirliği oluşturmaktır. Bu konuda da önemli ilerlemelerin olduğunu görüyoruz. 2000 – 2014 arasında gelişmiş ülkelerin yaptığı resmi olarak kalkınma yardımı %66 artış göstermiş, 135,2 milyar dolara ulaşmıştır. 2014’te gelişmekte olan ülkelerden gelişmiş ülkelere gerçekleştirilen ithalatın %79’u gümrüksüz kabul edilmiştir. Bu oran 2000 yılında %65’tir [5].

 

Milenyum Kalkınma Hedefleri ve Afrika

 

Birleşmiş Milletler tarafından ortaya konan Milenyum Kalkınma Hedeflerinin dünyada önemli başarılar elde ettiği ve insani kalkınmanın sağlanması için kilometre taşı hüviyetine sahip olduğunu rahatlıkla ifade edebiliriz. Ancak bu hedeflerin Afrika’nın yoksulluk problemine çare olamadığını görüyoruz. Aşırı yoksulluk içinde yaşayan Afrikalıların oranı 1990 yılında %54 iken 2015’te %41’e inmiştir. Ancak aynı dönemdeki yüksek nüfus artışı yüzünden Afrika’daki yoksul insanların sayısı 1990’da 278 milyonken 2015’te 413 milyona çıkmıştır. Eğer şartlar aynı şekilde devam ederse yoksulluk oranının sadece %23’e düşmesi 2030 için beklenmektedir. Yakın gelecekte küresel yoksulluğun Afrika ağırlıklı oluşacağını ifade edebiliriz. Afrika’da aşırı yoksulluk içinde yaşayan insanların %82’si kırsal alanlarda yaşamakta ve çiftçilikten elde ettiği küçük bir gelirle hayatını devam ettirmektedir [6].

 

Şekil 1: Yoksulluk İçinde Yaşayan Afrikalı İnsan Sayısı

Kaynak:The World Bank, Accelerating Poverty Reduction in Africa: In Five Charts, https://www.worldbank.org/en/region/afr/publication/accelerating-poverty-reduction-in-africa-in-five-charts[Erişim: 3 Ocak 2020].

 

Afrika’da siyasal olarak kırılgan ve çatışmalardan etkilenmiş ülkelerde daha yüksek yoksulluk oranları, eğitim ve sağlık imkânlarındaki yetersizlikler göze çarpmaktadır. Kadınlar ve erkekler arasındaki eşitsizlik aynı zamanda yoksulluğu artıran bir başka kıtasal faktördür [7]. 9 Ekim 2019 tarihli Bloomberg haberine göre 2030 yılında Afrika kıtası dünyadaki yoksulların %90’ına ev sahipliği yapacaktır. Bu durum bize Afrika halklarının yoksul olacağını söyler. Ayrıca Afrika hükümetlerinin yoksulluğu azaltma programlarına yeterince yatırım yapamadığı ifade edilmiştir [8]. Küresel kapitalist ekonomik sistemin Afrika’nın yoksulluğuna çare üretemediği ortadadır. Temelleri sanayileşme dönemine kadar giden, Bretton Woods sistemiyle gelişen, Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası’nın kurulmasıyla devam eden liberal ekonomik politikaların ağırlıklı olarak dünyayı şekillendirdiği günümüz ekonomik sisteminin Afrika’nın yoksulluğuna çare üretemediğini söyleyebiliyoruz. Afrika ülkeleri dâhil olmak üzere ülkelerin toplandığı en önemli uluslararası örgüt olan Birleşmiş Milletler tarafından üretilen Milenyum Kalkınma Hedefleri Afrika kıtasında kesin çözüm olamamıştır. Üretimden gelen artı değerin gelişmiş ülkelere gitmesi uluslararası ekonominin en sancılı taraflarından birisidir. Bu duruma Afrika ülkelerindeki bazı siyasilerin yolsuzluk, nepotizm ve kötü ekonomik yönetim gibi ulusal sorunları eklediğimizde yoksulluğa çözüm üretmek ve bunu uygulamak bir hayli zor hale gelmektedir [9]. Bu tablo Afrika’da birçok insanın sağlık, eğitim ve güvenlik gibi konularda yetersiz hizmet almasına sebep olmakta ve gıda güvenliğinden temiz içme suyuna erişime kadar eksikliği büyük oranda hissedilen ciddi sorunlara yol açmaktadır.

 

Sahra Altı Afrika’da 319 milyon insanın iyileştirilmiş güvenilir içme suyu kaynaklarına erişimi yoktur. Sahra Altı Afrika kırsal alanlarda yatırıma ve içme suyu harcamalarına en çok ihtiyaç duyan bölgeler arasındadır. Dünyada 2,4 milyar insan iyileştirilmiş sağlık tesisleri olmaksızın hayatını devam ettirmektedir. Bunların 695 milyonu Sahra Altı Afrika’da yaşamaktadır. Afrika’da güvenli olmayan içme suyu kullanımı, kötü hijyen koşulları ve yetersiz sağlık hizmetleri kolera ve daha birçok hastalığın sebebidir [10]. Yetersiz sağlık hizmetleri, yaşam koşullarının yaşama elverişli olmayışı, yetersiz içme suyu hizmeti ve su kaynaklarının Afrika’da çoğu insan için mevcut olmaması yoksulluğun en görünür taraflarıdır. Birçok insanın halen günümüzde kilometrelerce yol giderek eğitim ve sağlık hizmetlerinden yararlandığı Afrika’da sosyal devlet anlayışının acilen geliştirilmesi ve kaynakların doğru kullanılması elzemdir. Ayrıca dünyada daha adil bir paylaşım sisteminin geliştirilmesi gereklidir.

 

Sonuç

 

Milenyum Kalkınma Hedeflerinin küresel çapta bazı başarılar elde ettiğini görüyoruz. Ancak kıtasal bir perspektifle yaklaştığımız zaman Afrika’nın yoksulluk probleminin devam ettiği açıktır. Milenyum Kalkınma Hedeflerinin Afrika kıtası için büyük oranda başarılı olmadığını söyleyebiliriz. Hedeflerin yeniden revize edilmesi ve Afrika kıtası için bir alt birim oluşturarak özel bir çalışma planlanması gereklidir. Özellikle Afrika’nın kalkınmasında BM başta olmak üzere hangi uluslararası toplum ve örgütlerin yer alacağı belirlenmeli ve Afrikalı hükümetlerle ortak projeler yürütülmelidir. Afrika’ya sağlanacak yardım fonlarının doğru kanallarla yapılması ve uygulama safhasında düzgün bir denetim sürecinin gerçekleştirilmesi gereklidir. Günümüzde Afrika’nın yoksulluk probleminin insanların hayatlarına doğrudan etkilerine tanık oluyoruz. Eğitim ve sağlık hizmetlerinin yetersiz olduğunu ifade edebiliyoruz. UNICEF ilkokula gitme oranında halen dünyada en sorunlu yerlerin başında Sahra Altı Afrika’nın geldiğini söylemektedir [11]. Bütün bu kalkınma problemlerine çözüm üretmek için altyapının, ekonomik şartların, sosyal devlet politikalarının geliştirilmesi gereklidir. Afrika’nın kalkınmasını yine Afrika insanı gerçekleştirecektir. Kararlı politikalar üretmek ve dışarıdan alınan kredi ve yardımların doğru değerlendirilmesi elzemdir. Ayrıca doğal kaynakların ve bunlardan elde edilen gelirlerin tamamen Afrika halklarının yararına kullanılması gerekmektedir.

 

Kaynaklar

 

[1].Birleşmiş Milletler Genel Kurul Kararı, Karar Tarihi: 17 Aralık 1998, Karar Numarası: 53 / 202.

[2].The United Nations, Millennium Summit (6-8 September 2000), https://www.un.org/en/events/pastevents/millennium_summit.shtml[Erişim: 3 Ocak 2020].

[3].Birleşmiş Milletler Genel Kurul Kararı, Karar Tarihi: 8 Eylül 2000, Karar Numarası: 55 / 2.

[4].Kimenyi, M. S. (2007). ''Markets, Institutions and Millennium Development Goals'', Economic Affairs, Cilt.27, Sayı.2, 14-19.

[5].The United Nations, The Millennium Development Goals Report 2015, New York: the United Nations, 2015, s.4-7.

[6].The World Bank, Accelerating Poverty Reduction in Africa: In Five Charts, https://www.worldbank.org/en/region/afr/publication/accelerating-poverty-reduction-in-africa-in-five-charts[Erişim: 3 Ocak 2020].

[7].The World Bank, Accelerating Poverty Reduction in Africa: In Five Charts.

[8].Bloomberg, Africa May Have 90% of the World’s Poor in Next 10 Years, World Bank Says, https://www.bloomberg.com/news/articles/2019-10-09/africa-may-have-90-of-the-world-s-poor-by-2030-world-bank-says[Erişim: 3 Ocak 2020].

[9].Sempiga, O. (2012). ''Ethical Standards and Alleviation of Poverty in Africa'', Poverty & Public Policy, Cilt.4, Sayı.2, 1-30.

[10].The Water Project, Facts About Water: Statistics of the Water Crisis, https://thewaterproject.org/water-scarcity/water_stats[Erişim: 6 Ocak 2020].

[11].UNICEF, Primary Education, https://data.unicef.org/topic/education/primary-education/[Erişim: 6 Ocak 2020].

E-BÜLTEN